(1086 S. K. m. 104, 105) (743 S. K. m. 149)
Dava: Çocuğun velayeti. Şahsi ilişkinin yeniden düzenlenmesi boşanma davasının devamı değildir. (N.T. Muhalif)
Taraflar arasındaki kişisel ilişki davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Taraflar 18.2.1986 tarihinde boşanmışlardır. Müşterek çocuk 1977 doğumlu E. ile 1980 doğumlu N.'nin velayeti babaya bırakılmış, anne ile de şahsi ilişki kurulmuştur. Karar 8.5.1986'da kesinleşmiştir.
Medeni Kanunun 149. maddesi ana veya babanın başkası ile evlenmesi, başka yere gitmesi, ölmesi gibi bir durumun meydana gelmesi halinde, hakimin doğrudan doğruya veya ana babanın isteği üzerine gerekli tedbirleri alabileceği ilkesini benimsemiştir. Ana baba değişikliği isteyebileceği gibi, hakim kendiliğinden de nazara alabilecektir. Yeni düzenlemeye sebep olan hadiseler Medeni Kanunun 149. maddesinde örnek olarak gösterilmiş ve bu durum gibi sözcüğü ile ifade edilmeye çalışılmıştır. Mahkemece velayet ve şahsi ilişki düzenlenirken her şeyden önce çocuğun yararı ön planda tutulacaktır.
Şahsi ilişkinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili dava boşanma davasının devamı değildir. Ondan bağımsız müstakil bir davadır. (F.F. 1986 Aile Hukuku s. 394) Nitekim boşanma davası sırasında unutulan ve sonradan istenilen iştirak nafakası, velayet her türlü nafakanın arttırılması eksiltilmesi hakkındaki davalarda bu özelliği taşımakta olup müstakil biçimde açılması gerekmektedir.
Olayımızda davacı, şahsi ilişkinin yeniden düzenlenmesini boşanmaya karar veren mahkemeden istenmiştir. Açıklanan ilkelere aykırı olarak talep boşanmanın devamı şeklinde düşünülerek velayet yeniden düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dilekçe üzerinde davacıdan gerekli başvurma ve nispi harcı almak işi ayrı bir esasa kaydını yapmak, tarafların gösterecekleri tüm delilleri toplamak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yasanın yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına 28.10.1992 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İstek kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesinden ibarettir. Davacı anne boşanma sırasındaki durum değiştiğini bu itibarla ilişkinin yeniden düzenlenmesi konusunda hakimi uyarmıştır. Medeni Kanunun 149. maddesi çoğunluğun görüşünde belirtildiği gibi bazı koşulların değişmesi halinde hakime boşanmanın eki niteliğinde bulunan önlemlerde doğrudan değişiklik yapabilme yetkisi tanımıştır. Yasa bu yetkiye kamu düzeni nedeniyle tanımıştır. Hakimin doğrudan yapabileceği işlemleri taraflarca yapılacak işlemlerden farklıdır. Tarafların isteyebileceği hukuki yardımların harca tabi olacağı kuşkusuzdur. Ancak hakimin burada yaptığı işlem tedbir niteliğinde bir önlemdir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 901/3-4, 104 ve 105. maddeleri uyarınca harcada tabi olmayan (başvurma dışında) işlemlerdir. Tarafların Medeni Kanunun 161 ve sonraki maddeleri uyarınca hakimin müdahalesini istemeleri bir dava olarak değil bir ihtar bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerekir.
Bu itibarla çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy