(818 S. K. m. 62)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı, boşanma davası sonucu velayet hakları babaya verilen çocukları Ümit ve Mesut 'e davalının çocukları kendisine bırakması ve bakmaması nedeniyle 8.7.1985-8.3.1990 tarihleri arasında yaptığı masraflar karşılığı 19.507.500 lira tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş mahkemece dava kabul edilmiştir.
Davalının çocukların bakım masraflarını ödeyeceğine dair her hangi bir taahhüdü bulunmadığı gibi, davalı davacının çocukları kaçırdığını, adreslerini gizlediğini bu nedenle onlarla ilgilenemediğini beyan etmiştir. Ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şey geri alınamaz. (B.K. md. 62/2).
Davacının çocukları için bir takım bakım ve yetiştirme masrafları yapması, ahlaki bir görevin yerine getirilmesi mahiyetinde olup, Borçlar Kanunun 62. maddesi son fıkrası gereğince talep edilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla davanın reddi gerekirken delilerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek kabulü usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün gösterilen nedenlerle BOZULMASINA temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 25.11.1993
MUHALEFET ŞERHİ
Velayeti kendine verilen ortak çocuğa bakmaması nedeniyle annenin korumasına sığınan çocuk için anne tarafından yapılan zorunlu harcamalar baba adına yapılmış vekaletsiz iş görmedir. Zira vekaletsiz iş görmede başkasının yararına iş görme iradesini taşıması veya başkasına ait olduğunu bilerek eylemde bulunma zorunluluğu yoktur. İradenin bir iş görmeye yönelik olması yeterlidir. (Pr. Dr. Tandoğan H. Borçlar Hukuku özel borç ilişkileri Ct.2-ikinci bas. Sh.482).
Davacının yaptığı iş gerçekten ahlaki bir görevin yerine getirilmesidir. Ancak bu itiraz davanın çocuğa yönelmesi halinde geçerlidir.
Davalı babanın da korunmadan yararlanması mümkün değildir.
Zira davalının yapacağı iş davacı tarafından gerçekleştirmiş ve bunun sonucu olarak davalının mal varlığında bir artış, buna karşılık davacının mal varlığında bir eksilme söz konusudur. Bu haksız zenginleşmenin davacı yararına düzeltilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerekir. Aksine oluşan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy