(743 S. K. m. 143)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. E.E. ve Av. N.A. ile karşı taraf vekili Av. Ç.Y. geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Tarafların iktisadi ve sosyal durumlarına evlilik süresine gerçekleşen olayların niteliğine göre bir tarafın zenginleşmesi sonucunu doğurmayacak şekilde maddi ve manevi tazminat verilmemesi gerekir. Bu nedenle hüküm edilen maddi ve manevi tazminat fazla olup daha uygun tazminata karar verilmesi gerektiğinin gözönünde tutulmaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 1- 1. bentte gösterilen sebeple sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün ONANMASINA oybirliği ile ,
2- Temyiz edilen kararın 2. bentte gösterilen sebeple davalı lehine BOZULMASINA, bozmada oybirliği, sebebinde 20.4.1993 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: 1- Şahitlerin bizzat görmeye veya duymaya dayanmayan sözleri ve davacıdan aktardıkları olaylar sabit kabul edilemez. Taraflar arasında cinsel ilişki kurulamama dışında bir olay sabit değildir.
"Boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakim manevi tazminat namıyla muayyen bir meblağ dahi hükmedebilir. (M.K.143/2)
Manevi tazminata hükmedebilmek için boşanmaya sebep olan olaylar kusursuz eşin yaşam alanında etkiler doğurmalı; "onun derin üzüntü elem, ağır utanç, onur kırıklığı, psikolojik buhran ve sarsıntı, yaşam sevincini yitirmesi gibi sonuçlarla karşı karşıya" bırakılması gibi etkiler yaratmalıdır. Bu haller dahi manevi tazminatın hüküm altına alınması için yeterli değildir. Ortaya çıkan manevi acı ve çöküntü ağır olmalıdır. Adeta kişi kimsenin yüzüne bakamıyacak, toplum içine açılamayacak, hayattan hiç bir zevk almıyacak duruma girmelidir.
Davalının cinsel ilişki kuramaması sebebiyle vaki boşanmada davacının ağır bir manevi zarara uğradığını kabul etmek mümkün olmaz. Kaldıki manevi tazminat isteyebilmesi için boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz olmakta şarttır. Cinsel ilişki kurulamamasında kimin kusurlu olduğunu sağlıklı bir biçimde belirlemek mümkün değildir. Nitekim dairemiz 2.7.1991 günlü 5975-9381 sayılı ve 4.5.1976 günlü 3577-3856 sayılı kararlarında cinsel ilişki kurulamamasını manevi tazminatı gerektiren boşanma sebebi olmadığını kabul etmiştir. Davacı manevi tazminat alamaz.
2- "Manevi ve hatta muntazar bir menfeati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın kabahatli olan taraftan münasip maddi bir tazminat talebine hakkı vardır." (M.K.143/1)
Yukarıda açıklandığı üzere cinsel ilişki kurulamaması dışında bir boşanma sebebinin varlığını kabul etmek mümkün değildir. Cinsel ilişki kuramamada kimin kusurlu olduğunu kesinlikle belirlemek olanağı bulunmadığına göre, davacıyı kusursuz; davalıyı tam kusurlu bulmak doğru olmaz. Medeni Kanunun 143. maddesinde yer alan kusursuzluk unsurlu oluşmadan maddi tazminatın hükme bağlanması doğru değildir.
Öte yandan davacı mevcut veya muntazar menfaatlerinin boşanma ile ihlal edildiğini de ispat edememiştir.
Davacının ihtisasa geç başlaması, evlilik süresince çalışamaması Türkiyede ihtisas yapma imkanını kaçırması emsaline göre her bakımdan geç kalması boşanma yüzünden değil evlenmesi sebebine bağlanan olaylardır. Kanun bu hallerden kaynaklanan zararın ödetilmesini Medeni Kanunun 143/1 maddesinde hükme bağlamamıştır. Bu olaylar bir tazminatı gerektirse bile boşanma davasının fer'i niteliğinde olmadığından usulünce uygun peşin nisbi harcı alınmadan incelenemez. Davacı davalının temin ettiği maddi desteğe güvenerek mesleğini ve ihtisas yapmaktan vazgeçtiğini iddia ve ispat etmediğine göre, meslekte vaki iki yıla yakın gecikmede Medeni Kanunun 143/1. maddesi çerçevesinde mevcut ve muntazar menfeatten kaynaklanan ve tazminatı gerektiren olay olarak kabul edilemez. Davacı yararına maddi tazminata hükmedilmesi de doğru değildir.
Hükmün bu sebeplerle bozulması gerektiği kanaatındayım.
Full & Egal Universal Law Academy