(743 S. K. m. 134, 151, 153, 190)
Dava: A. ile Y. arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda, mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle; evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargıtay 2. Hukuk dairesi kararı:
"Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir" (Anayasa m. 50). "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder" (Anayasa m. 12/2). "Temel hak ve hürriyetler Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasa'nın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir" (Anayasa m. 13/1).
Görüldüğü gibi, çalışma: hem bir hak, hem de kişinin topluma ve ailesine karşı bir ödevdir. Evli kadın, öte yandan eve bakma ve evlilik birliğinin müşterek saadetini temin için eşine yardım, müzaheret ve sadakat borcu altındadır (MK. m. 151, 153/2, 190). Evli kadının bu borçlarını yerine getirmek amacı ile ve evlilik birliği içinde kendisine yüklenen görevleri savsaklamamak veya ihlal etmemek kaydıyla Anayasanın 48. maddesi ile teminat altına alınan "dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetini" kullanması, evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu davranış sayılamaz. Evli kadının çalışmasını eşinin iznine bağlayan Medeni Kanunun 159. maddesi hükmü Anayasa Mahkemesi'nin 2.7.1992 günlü Resmi Gazete de yayınlanan 30/31 sayılı kararla iptal edilmiştir.
Davalı kadın; Ankara'da bir kamu kuruluşunda çalışmakta iken tarafların evlendikleri, Polatlıda oturmaya başladıkları, kadının Ankara da ki görevine gidip geldiği anlaşılmaktadır. Bu uzun yolculuğun bir takım müşkülatları olduğu kuşkusuzdur. Fakat davalının evlilik birliğinin kendisine yüklediği vazifeleri ağır ihmal ettiğini kabule elverişli bir delil ortaya konmadan açıklanan durumun evlilik birliğini temelinden sarstığı, yukarıda açıklanan çalışma hürriyetinin özü ile bağdaşmaz. Nasıl birçok erkek Polatlıda oturup Ankara'daki işine gidip geliyorsa, evli kadın için de aynı biçimde davranış, hayatın olağan akışına uygundur. Kadının bu çalışması sebebiyle davacının bazen öğlen yemeklerini dışarıda yemesini veya davalının arızi olarak mutat dönüş saatinden geç kalması, evdeki görevlerini yerine getirmediğini göstermez. Dava açıldıktan sonra oluşan olaylar da bu davada boşanma sebebi olarak kabul edilemez. Davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının bu sebeple kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy