(1086 S. K. m. 67) (1136 S. K. m. 38)
Taraflar arasındaki temyiz davasının yapılan muhakemesi sonunda, mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Vekaletnamenin aslını' veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkeme, vereceği kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekaletname getirilemez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse, dava açılmamış sayılır ve yapılan işlemler hükümsüz kalır (HUMK. 67/1).
Zeynep vekili olarak bu davayı açan Avukat Ayşe, dava dilekçesi ile birlikte vekaletnamenin aslı veya suretini vermediği gibi müvekkili de yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile bildirmemiştir. Davada, niteliği itibariyle, geciktirmede zarar umulan bir hal de söz konusu olamaz. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilecek yerde işin esası incelenip redde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2- Avukat aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa kendisine teklif edilen işi red etmek zorunda olup, (Avukatlık Kanunu 38) kanunun kamu düzeni amacı ile koyduğu bu kuralı hakim görevi gereği re'sen gözetmek zorundadır. Davacı vekili sıfatıyla davayı açan Avukat Ayşe'nin davalı vekili olarak tayin edildiğine dair vekaletnamesi ile 26.6.1992 gününde vaki yenileme talebi kabul edilerek davaya devam edilmesi de usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı tarafın temyiz itirazlarının bu sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, oybirliği ile 26.04.1993 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy