(743 S. K. m. 16, 253, 392, 406)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Kısıtlılığına (Hacrine) karar verilmiş ve vesayet altına alınmış olan Halil'in Berrin'i evlat edinmek üzere istekte bulunmuştur. İsteği vasinin vekalet verdiği vekil yapmıştır.
Evlat edinmek isteyen Halil tam ehliyetsizdir. Ayırtım (temyiz) gücüne sahip olmayanların eylem ve dava ehliyetleri yoktur. Hukuki işlemleri onlar adına yasal temsilcileri yapar. Ancak temsilcinin kısıtlı adına yapacağı hukuki işlemlerde bazı konularda kısıtlanmıştır. Yasal temsilci kısıtlı adına bağışlama yapamaz, kefalet altına giremez, vakıf kuramaz (M.K. m. 392).
Bunların dışında kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında da temsil olanağı bulunmamaktadır. Ancak zorunlu durumlarda kişiye göreli (nispi) olarak sıkı sıkıya bağlı haklarda ayırdım güçsüzlüğü içinde bulunan kişinin temsil yolu ile korunmaları, çıkarlarının, genellik ve eşitlik ilkesi gereği olabilir. Karısı zina yapan kısıtlının temsilci aracılığı ile boşanma davası açmasına olanak sağlanması kamu düzenin korunması, kişinin onurlu yaşama hürriyetini kullanmasının sağlanması için gereklidir. Görüldüğü gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların temsilen kullanılması için hem kısıtlının ve hem de kamunun yararının ön planda bulunması, bu yetkinin tanınmamasıyla kamu düzenin olumsuz yönde ve etkin biçimde zedelenmesi kişinin şerefi, saygınlığı, toplum içindeki tüm manevi değerlerden oluşan onurunun korunmasız kalması sonucunu doğurur.
Evlat edinme isteminde, belirtilen kişisel onurun giderilmesi, kamuyu rahatsız eden olumsuzlukların kaldırılması gibi doğrudan el atılması gereken bir olgunun varlığından söz edilemez. Medeni Kanunun 406. maddesiyle öngörülen durum, ayırtım gücüne sahip kısıtlıları amaçlamaktadır. Evlat edinme de kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. (M.K. 16 ve 253. maddeleri uyarınca) Bu hakkın hak sahibi dışında kullanılması olanaksızdır. Yukarıda açıklanan zorunlu durumların bulunmaması nedeniyle, bu hakkın temsil yolu ile kullanılması da mümkün değildir. Evlat edinenle evlatlık arasında düzgün soy bağını yapay olarak düzenlemek çocuğu olmayan kişilere bu yolla evlat özlemini giderme, diğer yönden kimsesiz veya bakımsız çocukları bir aile ortamı içinde şefkatle, sevgiyle büyütüp yetiştirmek, onları topluma kazandırma olayıdır. Ailede (aşırı derecede zeka geriliği) derecesinde geri zekalı olan kişinin evlat özlemi içinde olması evlat edindiği kişiyi belirtilen amaçlar doğrultusunda yetiştirmesi düşünülemez. Böyle bir istekte müessesenin gerçek amacının bulunabileceğinden de söz edilemez.
O halde bu ilişkinin mutlaka kurulmasını gerektiren kişisel ve kamusal bir yararın varlığı iddia edilemeyeceğine göre, kişisel hakkın temsil yolu ile dahi kullanılması mümkün değildir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen ve hükmün gerekçesinde açıklanan nedenlerle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, temyiz peşin harcının mahsubuna oybirliğiyle 24.06.1993 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy