(743 S. K. m. 134)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi. 27.12.1994
MUHALEFET ŞERHİ
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir (MK. 134/4)
Burada gösterilen davanın Türk mahkemelerinde açılmış ve redle sonuçlanmış bir dava olması zorunlu değildir. Yabancı mahkemede açılan fakat retle sonuçlanan dava Türk mahkemelerince tanınmış olmak kaydıyla Medeni Kanunun 134/4 maddesi uygulamasına esas olabilir. (Y.2.HD.nin 29.06.1991 tarihli 6557-10749 sayılı kararları)
Bu davada diğer bir önemli nokta Medeni Kanunun 134/4 maddesinde gösterilen süresinin hangi tarihten başlıyacağı yönündedir. Konunun çözümü için 2675 sayılı kanun uyarınca oluşan tanıma kararının niteliği ortaya konmalıdır.
Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tesbitine bağlıdır. Yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye'de idari bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır. (2675 S. K. 42) Görülüyor ki tanıma yabancı ilama kesin delil statüsü getirmekte olup tanımanın ilam içeriği ile bir ilgisi yoktur. Şu halde Tanıma yabancı mahkeme kararına inşai bir nitelik kazandırmamakta; tanıma kararı açıklayıcı nitelikte olmaktadır. Tanınmasına karar verilen yabancı ilamın Türkiye'de hukuki sonuçlarının hangi andan itibaren etkili olduğu yönünde kanunlarımızda bir hüküm yoktur. Tanıma kararının yukarıda açıklanan niteliği dikkate alındığında, yabancı mahkeme ilamının oluştuğu günden itibaren varlığını ve sonuç doğuracağını kabul etmek doğru olacaktır. (Prof. Dr. Aysel Çelikel, Milletlerarası Özel Hukuk, 1992, Sf. 403). Şu halde boşanma davasına ilişkin olsa dahi tanıma davası, boşanma istemi niteliğinde kabul edilemez. Tanıma davası, tanınması istenen yabancı ilamın tarafları arasında bir hukuki durumun kanunda gösterilen biçimlere uygun oluştuğunun tesbitinden ibarettir. Boşanma veya davanın reddi olgusu yabancı kesin ilamın oluşması ile tamamlanmıştır. Bu aynı, kesinleşmesine rağmen Nüfus idaresine gönderilmeyen ve sicile işlenmeyen Türk mahkemeleri ilamı gibidir. Yabancı mahkemede oluşan ve tanınan ilam o ülke usulüne göre kesinleştiği andan itibaren sonuç doğurmaya başlar ve o tarihten itibaren Medeni Kanunun 134/4. maddesinde yer alan süreye dayanak olur. Yabancı ilamın Türk hukuku yönünden tanıma kararının kesinleşme tarihinden itibaren sonuç doğuracağı biçiminde oluşan mahkeme ve dairemiz görüşüne katılmıyorum. Karar bozulmalıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy