(743 S. K. m. 19/2, 21/2) (2709 S. K. m. 41) (YHGK 1957/2-27E 1957/60K 18/12/1957)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı karısı aleyhine açtığı bu alacak davasında yetki itirazı ile karşılaşmış davalı "eşi ile birlikte yaşama imkanı kalmayınca İzmir'e yerleştiğini" ileri sürmüş, yetki itirazı hiçbir delil toplamadan kabul edilmiştir.
"Kocanın ikametgahı karının ikametgahı addolunur" (M.K. 21/2). "Bir kimsenin aynı zamanda birden ziyade ikametgahı olamaz" (M.K. 19/2).
"Bu düzenlemenin amacı, karının bağımsızlığını sınırlamak biçiminde yorumlanmamalıdır. Evliliğin gerektirdiği birliğin sağlanabilmesi için, karı kocanın bir arada, dayanışma ve yardımlaşma içinde yaşamaları gerekir. (M.K. 151) Bunu sağlamak için aynı ikametgahı paylaşmaları zorunludur. Ortak ikametgahı seçme yükümü kocaya aittir. İşte yasa, kocaya yüklenen bu yükümlülük karşısında karıyı güvence altına alma" ve birliği koruma amacıyla söz konusu hükümler konulmuştur. Evlilik birliği devam ettiği sürece kadın kocanın ikametgahını izlemek zorundadır. Bu birliktelik kanunda gösterilen şartların oluşması halinde sona erer veya tatil edilebilir.
Aile hukukunu düzenleyen kanun hükümleri yorumlanırken Anayasanın "Aile Türk toplumunun temelidir. Devlet ailenin... korunması için gerekli tedbirleri alır..." (Anayasa 41) hükmünü daima gözönünde bulundurmak zorunludur. Şu halde aile içinde düzeni ve birlikteliği bozabilecek yorumlardan kaçınmak gerekir. Medeni Kanunumuz aile içinde doğan olaylarda hakimin kararına kadar statünün muhafazasını önğörmüştür (M.K. 124, 125, 137, 138, 141, 146). Şu halde evlilik içinde maddi olğuları tek başına statü değiştirici nitelikte kabul etmek kanunun sistemi ile bağdaşmaz. Medeni Kanunun 21/2. maddesinde yer alan "ikametgahı belli olmayan kimsenin karısı veya kocasından ayrı yaşamaya mezun olan kadın kendisine ayrı bir ikametgah ittihaz edilebilir" biçimindeki istisna hükmünü bu çerçevede yorumlamak zorunludur. Eşlerden kadının kanunda (M.K. 162) gösterilen şartların oluştuğu iddiası ile kendiliğinden ayrı ikametgah edinmeye kalkışması yukarıda açıklanan düzen ve koruma amacı ile bağdaşmaz. Esasen kanunda yer alan "MEZUN OLAN" sözcükleri de ayrı yaşamaya hakimin izin verdiği halleri (M.K. 138, 162) amaçlar ve gösterir niteliktedir. Nitekim Yargıtay 16.3.l932 tarihli 18/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında evli kadının birden çok ikametgahı olamayacağını belirleyerek boşanma davasının kocanın ikametgahında açılması zorunluluğunu belirlemiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.12.1957 tarihli 2/27-60 sayılı kararında "Davacı, ayrı yaşamak hakkını haiz bulunduğuna dair selahiyetli merciden KARAR İSTİHSAL ETMEDİKÇE, ileri sürdüğü bazı vakıalarla ayrı ikametgah ittihazına mecbur kaldığından bahisle kocasının ve dolayısıyla kendisinin kanuni ikametgahı olmayan bir mahal mahkemesinde...dava ikame edemez" denmek suretiyle evli kadının, kocasından ayrı yaşama hakkı kazandığı yönünde hakim kararı istihsal etmeden ikametgahını değiştirmesi imkanı olmadığı vurğulanmıştır. Medeni Kanunun 162/2. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık davası ikame edildikten sonra karı kocadan her biri, dava devam ettikçe, diğerinden ayrı yaşamak hakkını haizdir. Bu hakkın doğumu tek başına kadının ikametgahını değiştirdiğini göstermez. Medeni Kanunun 19. maddesinde ikametgah "yerleşmek niyeti ile oturulan yer" olarak tarif edilmiştir. Davalı 25.8.1994 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde, yetki itirazını açılmış bir boşanma davası ile ayrı yaşama hakkının doğması sebebiyle edindiği ikametgaha dayandırmamış, davanın devamı süresince bu yönde bir delilde ikame etmemiştir. Dava 20.10.1994 tarihinde karara bağlandıktan sonra Ankara Asliye 11. Hukuk mahkemesinden alınan 25.10.1994 tarihli belge bu davada delil olarak dikkate alınamıyacağı gibi, o belgede boşanma davasının hangi tarihte açıldığı da belli değildir. Kaldıki taraflar arasında görülmekte olan bir boşanma davası olsa dahi bu tek başına davalının ikametgahı değiştirdiğinide göstermez. Dosya arasında kanuni ikametgahın davalı tarafından değiştirildiğini gösterir hiç bir delil yoktur.
Yetki ilk itirazının kabul edilebilmesi için yetkili mahkemenin doğru bir şekilde gösterilmiş olması gerekir (HUMK. 23.). Nüfus kayıtları ikametgahına karinedir (Nüfus Kanunu 4). Dosya arasında bulunan vekaletnamelerden tarafların Şanlıurfada Nüfus siciline kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının İzmir'de ikametgah edindiğini kabul etmek mümkün olmadığından yetki itirazının reddi ile işin esasının incelenip karara bağlanması gerekirken davanın yetki yönünden reddi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 11.1.1995
MUHALEFET ŞERHİ
Kişinin belirlenmesinde, işim, hasımlık gibi unsurlar yanında ikametgahta önemli olmaktadır. Kişiler belirli bir yerle hukuki ilişki kurmak zorundadır. Kişinin bir yere bağlanmış sayılması sonucu ikametgahı özel hukuk ve kamu hukuku alanındaki haklarını ve borçlarını kullanmada önem taşımaktadır. Bu nedenle Medeni Kanunumuzda ikametgaha ön planda yer verilmiştir. Bunun yanında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda, Nüfus Kanununda, İcra İflas ve Tebligat Kanununda ikametgahla ilğili hükümler bulunmaktadır.Medeni Kanununun 19. maddesi, ikametgahı bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer olarak tarif etmiştir. İkametgah sakin olunan oturulan yer değildir. Kişi serbest iradesi ile ikametgahını seçer. Bunun yanında Medeni Kanun 21. maddesindeki hüküm ile zorunlu ikametgahı getirmiş ve kocanın ikametgahı karının ikametgahı ana babanın ikametgahı velayetleri altındaki çocuğun ve mahkemenin bulunduğu yer vesayet altındaki kimsenin ikametgahı sayılır denmiştir (Prof. Dr. Bülent Köprülü Medeni Hukuk l984). Bu hükmün amacının aile birliğindeki düzeni sağlamayı amaçladığı açıktır. Ne varki bu kural istisnasız değildir. Medeni Kanunun 21/2. maddesindeki kocasından ayrı yaşamağa mezun olan kadın kendisine ayrı bir ikametgah edinebilir bu hükümden ayrı olarak kanunun 162. maddesinde karı kocadan her biri müşterek hayatın devamı yüzünden sıhhati, şöhreti veya işinin terakkisi ciddi surette tehlikeye düştüğü müddetçe ayrı bir mesken edinebilir. Boşanma veya ayrılık davası ikame edildikten sonra karı kocadan her biri dava devam ettikçe diğerinden ayrı yaşamak hakkına sahiptir denmektedir. Medeni Kanunumuzun 162. maddesi kadının hangi hallerde kocasından ayrı yaşamaya mezun olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak medeni Kanunun 138. maddesince haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerin özellikle kadının kocasından ayrı yaşamağa izinli olduğu aşikardır. Medeni Kanunun 162/1. maddesindeki koşulların oluşması halinde ayrı yaşama hakkının tespiti ve kullanılması için hakim hükmüne gerek olup olmadığı tartışmalı isede, mahkemeden ayrı yaşamaya dair bir karar alınmışsa ve 162/2. maddedeki öngörülen boşanma veya ayrılık davası açılmışsa, kadın kocasından ayrı yaşamaya mezun olmuştur. Boşanma yada ayrılık davasının açılması sonucu boşanma yerine ayrılığa karar verilmesi halinde ayrı yaşamaya mezuniyet o derece tartışmasızki, kanunun 148. maddesi gereğince çocukların velayetinin kullanılması için hakim karar vermekle yükümlüdür. 16.3.1932 tarih 18/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına gelince, bu İçtihadı Birleştirme kararında Medeni Kanununun 162. maddesince ayrı yaşamaya mezun olan eşin özellikle kadının Medeni Kanunun 21. madde gereğince ayrı ikametgah edinemiyeceği ve Medeni Kanunun 21. maddesini yürürlükten kaldırır mahiyette değildir. Aksine gerekçede mahkemece verilmiş ayrılık kararı veya ayrı yaşamak hakkına malik olanlar hakkında uyuşmazlık yoktur denmiştir. İçtihadı Birleştirme kararının netice bölümünde "kanun kocanın ikametgahını kendisi ile beraber yaşamaya mecbur olan karınında ikametgahı addettiği" denmiştir. Açıkcası kadın kocası ile beraber yaşamaya mecbur değilse, Medeni Kanunun 162 ve 138. maddelerindeki ayrı yaşamaya mezun olma durumu varsa bu İçtihadı Birleştirme kararının dışındadır. Uygulamada ve hayatta görülmektedirki, eşler arasında ayrı yaşama bazen yıllarca sürmektedir. Bu durumda kadını bazen Medeni haklarını kullanmaktan bazende kamu haklarını kullanmaktan yasaklayamayız. İş kurmaktan men edemeyiz. Açlığa ve perişanlığa terk edemeyiz. Yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme kararı Medeni Kanunun kadına şartları oluştuğunda ayrı ikametgah edinme hükmünü getiren 21. maddesini kaldırmamıştır. Ayrı yaşama hakkında karar almamış yada ayrı yaşama hakkı doğduğu kanunda belirtilmemiş kadının ayrı bir ikametgahı olamıyacağını belirtmiştir. Bu davada davalı yetki itirazında bulunmuştur. Eşler arasında boşanma davası olduğu dosyadan anlaşılmaktadır. Boşanma davası bu davadan önce ise davalı kocasının ikametgahından ayrı ikametgah edinmeye mezundur. Öyle ise taraflardan davalının İzmirde ikamet edindiği iddiasına karşı delilleri sorulmak neticesine göre yetki itirazını kabul etmek gerekirken eksik inceleme ile yetki itirazının kabulü doğru değildir. Bu gerekçe ile hükmün bozulması düşüncesindeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy