(743 S. K. m. 531, 534, 571) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Miras bırakan vesayet altında iken 11.09.1992 tarihinde vefat etmiştir. Sulh Mahkemesince Medeni Kanunun 531 ve devamı maddelerince terekeye el koymuş, miras bırakanın mirasçıları usulen araştırılmış, mirasçısı çıkmadığından Medeni kanunun 534.maddesince terekenin hazineye devrine karar verilmiştir. Ancak Medeni Kanunun 571.maddesinde, hazineye intikal eden mirasın usulü dairesinde doğrudan doğruya defteri tutulur. Hazine terekenin borcundan ancak kendisine intikal eden mallar nispetinde mesul olur, hükmünü koymuştur. Defterin tutulmasından amaç menkul ve gayrimenkul malların ve hakların ileride doğacak anlaşmazlıkları kaldırır biçimde niteliklerinin ve değerlerinin tayin edilmesidir. Hazineye devir kararının hükmü ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesine uygun olması başka bir deyişle, tutulacak defterdeki malların hükümde de aynen gösterilmesi gerekir. Diğer yandan murisin vasisi tarafından yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak Darülaceze tarafından açılan tescil davası miras açıldıktan sonra ikame edilmiştir. Bu durumda bakma sözleşmesinin edimini teşkil eden taşınmaz da terekeye dahil olmuştur. O halde tutulacak deftere ihtilaflı olan mallarda o suretle geçirilmeli ya da uyuşmazlığın sonucu beklenmelidir. Bu yönler gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 20.12.1994 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy