(1086 S. K. m. 250, 251) (743 S. K. m. 2, 3, 4, 152, 260, 264, 273, 277, 315, 457, 520)
Dava: Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin 28.9.1994 gün ve 7582-8733 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Adı geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Aile Hukuku ve Miras Hukukunda akrabalar arasında dayanışmayı ve akrabalık bağlarını kuvvetlendirmeyi sağlayan kurallar vardır. Kadının ve çocukların iaşesi kocaya aittir. (MK. m. 152). Çocuğun iaşe ve terbiye masrafını ana ve baba sağlar. (MK. m. 273, 277). Usul ve fürunun kardeşlerin, zarurete düşmesi halinde birbirlerine karşı nafaka yükümlülüğü bulunmaktadır (MK. m. 315). Miras bırakan mahfuz hisseli mirasçıların saklı paylarını zedelememek mecburiyetindedir (MK. m. 453, 502 vd).
Hısımların bu yükümlülüklerinden yararlananlara da verilmiş görevler vardır. Ana baba ve çocuk yekdiğerine karşı aile yararının gerektirdiği yardımlaşmaya; Çocuk ana ve babasına riayete mecburdur. (MK. m. 260 - 264). Mahfuz hisseli mirasçı miras bırakanı ağır bir şekilde zedeleyen ve ailevi ilişkilerin yokluğunu gösteren davranışlardan kaçınmak zorundadır (MK. m. 457 vd, 520 vd). Akrabalık durumu itibarı ile kanunen himaye altına alınan kimseler buna layık olduklarını hayat boyu göstermelidirler. Yakın aile bağları temelinden sarsılırsa kurumun sağladığı hak ve mükellefiyetler de ortadan kalkar. Bu Medeni Kanunun başlangıcında yer alan (MK. 2, 3, 4) dürüstlük ve hakkaniyet kurallarının gereğidir. Dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde nafaka borçlusunu döven, mirastan ıskatını gerektiren bir davranış içinde bulunan kişiye, (MK. 315) nafaka verilmesi açıklanan kurallarla bağdaşmaz.
Dosyaya 21.04.1994 tarihinde getirtilen Hatay Cumhuriyet Savcılığının 1993/2400 sayılı hazırlık dosyasında verilen takipsizlik kararında M. Bahçecioğlunun babası A. Bahçeçioğlunu darp ettiği belirtilmiştir. Davalı, oğlu M.'ın kendisini dövdüğü hususunda Mersinde ikamet eden tanığını dinletmek istemiş mahkemece davalının talebi 21.03.1994 günlü duruşma ara kararının 2.maddesi ile ret edilmiştir.
Şu halde hazırlık evrakı davacı M.'a okunmak bu yönde diyeceği sorulmak, davalının davacı oğlu tarafından dövülüp dövülmediği hakkındaki Mersindeki tanığı dinlemek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken,
Bu tanığın dinlenmesinin davaya ışık tutmayacağından bahisle dinlenmemesi usul yasasına aykırıdır.
2- Davalı tanığı O. U. Esmerli masrafı davalı tarafından verilmiş ve davetiye ile çağrılmıştır. Fakat tanık 18.04.1994 günlü dilekçe ile şahitlikten çekindiğini bildirmiştir. Tanık şahitlikten imtina ederse sebebinin yanında delillerini de bildirmek zorundadır. (HUMK. m. 250) Tanık taraflarla akrabalık durumunu belgelememiştir. Tanık çekinirse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 251. ve devamı maddeler gereğince hakim bu konuda hadise şekline inceleme yapar karar verir. Bu yönler üzerinde durulmadan davalı tanığının dinlenmemesi sonuca etkili usul yanlışlığıdır.
3- Davacılar dava dilekçelerinde mali zorluk sebebiyle tahsilleri yarıda kestiklerini bildirmişler, taraflar hakkındaki zabıta araştırmasında davacıların öğrenci olduklarına dair bilgi yoktur. Davacıların öğrencilikleri belgelendirilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması bozma nedenidir. Ne var ki temyiz incelemesi sırasında bu yönler gözden kaçtığından davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile daire onama kararının kaldırılması ve mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440.maddesi uyarınca davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairenin 28/09/1994 günlü 7582-8733 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme hükmünün BOZULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi. 02.02.1995
MUHALEFET ŞERHİ
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. Bu itibarla çoğunluğun kabul görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy