(743 S. K. m. 296)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Davalının af yasasına dayalı nüfus sicil kayıtları iptal edilmiş ve hüküm davacılar için kesin hüküm oluşmuştur. Kesin hüküm davanın dinlenebilirlik koşuludur. Hakimin bunu doğrudan gözetmesi gerekir. Bu hususun dikkate alınmaması doğru olmadığı gibi,
2- Medeni Kanunun 296. maddesi uyarınca babalık davası için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. İptal kararı işlemin yapıldığı tarihe kadar geriye işlediğinden ve kayıt iptali davası sırasında babalık iddiasının defi olarak ortaya konulması ve kanıtlanması olanağı bulunduğu halde bu hakkında süresi içinde kullanılmamış olmasıyla da bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmakla davanın reddi yerine kabulü de usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.
Hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 26.12.1994
MUHALEFET ŞERHİ
Davacılar af yasasından yararlanarak davalıların babasının evlilik dışı ilişkisinden doğan çocukları oldukları kabul edilerek düzgün soylu olarak nüfusa yazılmıştır. Davalılardan aldıkları mirasçılık belgesiyle davacılar miras bırakanın evlilik dışı çocukları olduklarını ve af yasasıyla yapılan yasanın doğruluğunu kabul etmişlerdir. Bu itibarla af yasasına göre yapılan yazının aradan çok uzun bir süre geçtikten sonra usulsüzlüğünden söz edilerek iptalinin istenmesi Medeni Kanunun 2. maddesi gereği iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.
Davacılar doğum kayıtlarının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesi tarihine kadar düzgün soylu olarak yazılıdır. Bu dönemde babalık davası açmaları kendilerinden beklenemez. İptal davasının açıldığı tarihte de düzgün soylu olarak kayıtları devam ettiğinden, babalık davasını def'i olarak ortaya koymaları içinde yasal bir zorunluluk yoktur.
Davacıların irs ilişkisi nüfus kayıtlarının iptalinin kesinleşmesiyle son bulur. Bundan önceki dönem düzgün soy ilişkisinin var olduğu dönemdir. Soy ilişkisi iptal kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren ortadan kalktığına göre Medeni Kanunun 296. madde ile öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre bu tarihten başlar. Zira çocuklar tescil tarihinde henüz 18 yaşını doldurmamışlardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında 1 yıllık süreyi oyalamanın bittiği tarihten başlatarak bu sürenin haklı nedenlerin varlığı halinde haklılığın sona erdiği tarihten başlatılabileceğini kabul etmiştir. Çocuklar yönünden dava süresinin iptal hükmünün kesinleştiği tarihten başlatılmasında yasaya aykırılık yoktur. İşin esasının incelenmesi sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Aksine oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy