(743 S. K. m. 263, 264, 265, 272, 274, 278)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Velayet, küçüklerin ve bazı durumlarda reşit ancak kısıtlı kişilerin kişilikleri ve mallarının korunması ile onların temsili konusundaki ana ve babanın sahip oldukları hak ve sorumlulukların tümünü ifade eder. Bu hak ana ve babanın kişilik haklarının bir parçasıdır. Başkalarına devredilemez, feragat edilemez, anlaşma ile ortadan kaldıramaz.
Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba bu hakkı birlikte kullanırlar (M.K.m.263). Bu haklar yanında yasa ana ve babaya bir kısım sorumluluklarda yüklemiştir. Çocuğa gereken eğitim vermek, özel bir eğitem muhtaçsa bunu sağlamak, (M.K.m.264) mesleki eğitim yaptırmak, (M.K.m. 265) çocuğun mallarını iyi bir şekilde yönetmek (M.K.m.278) Örnek olarak gösterilebilir.
Anne ve baba işte bu vazifelerini gereği gibi yerine getirmedikleri takdirde hakim, çocuğun himayesi için gerekli tedbirleri kendiliğinden yahut talep üzerine almak zorundadır (M.K.m.272).
Toplanan delillerden tarafların 7.7.1992 de evlendikleri, Onbeşgün kadar beraber kaldıktan sonra kocanın eşini bırakarak Almanyaya gittiği, bu arada 3.4.1993 te küçük Ç.'nın dünyaya geldiği, davalı kocanın eşini ve çocuğu aramadığı, onlarla ilgilenmediği, çocuğunu bir kere olsun gelip göremediği ve bu durumun özel bir nedenden kaynaklandığı da ileri sürülüp ispat edilmediği anlaşılmaktadır. Gerçekten babanın bu davranışı Medeni Kanunun 274. maddesinde ifadesini bulan ve velayetin nezini gerektirecek ağırlıkta bulunmamakta isede dilekçede de açıklandığı gibi, davacı anne pasaport çıkartamamakta ve çocuğun bu nitelikteki diğer işlerini de yapamadığı görülmektedir. Anne ve babanın birlikte kullanmaları gereken velayet hakkının açıklanan şekilde askıda kalması küçüğün geleceğine olumsuz etki yapacağı kuşkusuzdur. O halde mahkemece taraflar arasındaki ihtilaflar çözümleninceye kadar tek başına kullanılmak üzere velayetin tedbiren anneye bırakılmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 18.1.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy