(743 S. K. m. 357)
Taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkememce verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Medeni Kanunun 357. maddesi, bir sene veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkum olan reşit kişi için bir vasi tayin edileceği kuralını getirmiştir. Ceza evine konulan ve dış hayatla ilişkisi kesilen kişinin, bu ilişki kesikliği sebebiyle birçok çıkarının zarara uğraması söz konusu olabilir. Bundan başka her insanın hayatının gereklerine uygun işlemler yapılması zorunluluğu da gözden uzak tutulamaz. İşte bu nedenle kanun yapıcı, en az bir yıl süreyle hapis cezasına çarptırılan ve ceza evine konulan kişinin çıkarların korumak ve onun adına işlemleri yürütmek üzere kanuni temsilci olarak bir vasi tayinini uygun bulmuştur. Burada güdülen amaç mahkumun çıkarının korunmasıdır. Amaç gözetildiğinde mahkumiyet kararının Türk veya yabancı mahkemeden verilmiş olmasının veya Türkiye'de yahut yabancı ülkede infazına başlanmasının etkisi olamayacağı gibi, konu devletin hakimiyet hakkı ile de ilgili değildir. Davacı dilekçesinde, tanıklar da ifadelerinde davalının yabancı ülkede mahkum olduğunu belirtmişlerdir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalı hakkında mahkumiyet kararı verilip verilmediğini, verilmişse süresi ile infazına başlanıp başlanmadığını araştırmak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu Yön gözetilmeden işin esasının incelenmesine yer olmadığına, oyçokluğu ile karar verildi.
Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesi gereği, yasaların açıkça suç saymadığı bir eylemden dolayı kimseye ceza verilemez (kanunsuz suç ve ceza olmaz). İşlendiği zaman ki yasaya göre suç olmayan bir eylemden dolayı da kimse cezalandırılamaz (T.C.K. md.2). Bir Türk hakkında yabancı memlekette hüküm verilmiş olsa bile Türkiye'de muhakeme edilir. (T.C.K.m.3). Türk yasalarına göre aşağı sınırı üç seneden eksik olmayan kişisel hürriyeti bağlayıcı bir cezayı gerektirir. Suçu (cürüm) yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu taktirde Türk yasalarına göre cezalandırılır. Suç, aşağı sınırı üç seneden az kişisel hürriyeti bağlayıcı bir cezayı gerektiriyorsa, kovuşturma zarar görenin veya yabancı ülkenin şikayetine bağlıdır (T.C.K.md.5). Yabancı mahkemenin mahkumiyet kararının Türk yasalarının gerek asli gerekse fer'i olarak kamusal haklardan yasaklama veya medeni hakları kullanma ehliyetini kullanılmasını yasaklamayı da kapsıyor ise, Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine yabancı mahkemece hüküm olunan, kamusal haklardan ve medeni hakları kullanmadan yasaklamaya ait hükümlerin Türkiye'de de geçerli olacağına mahkeme karar verebilir. Yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemelerinde yeniden incelenmesini hükümlü de isteyebilir (T.C.K. md.8).
Medeni Kanun'un 357. maddesi uyarınca, bir seneden fazla hürriyet bağlayıcı bir ceza ile mahkum olan her sezgine bir vasi atanır. Vasinin atanması için hükmün yerine getirilmiş olmasına başlanmış olması gerekir. Başka bir anlatımla kısıtlılık hükmün yerine getirilmesine başlanılmış olmasıyla başlar. Mahkumiyet başlı başına kısıtlılık nedeni değildir. Mahkumiyet hükmünün yerine getirilmesi yetkisi Türk mahkemelerine aittir. Bir başka ülkenin yargısı, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de yerine getirilmesini isteyemez. Zira böyle bir istek o ülkenin egemenlik haklarıyla bağdaşmaz.
Türk Ceza Kanunu'nun 8. maddesiyle yabancı ülke mahkemesinden verilen mahkumiyet kararının Türkiye'de hüküm ifade etmesini, o kararın Türk mahkemelerince tanınmasına bağımlı kılmıştır. Zira Türk Ceza Yasaları'na göre suç oluşturmayan bir konuda yabancı mahkemeden bir mahkumiyet kararı çıkabilir. Bu durumda kararın tanınması mümkün olmaz. Tanınması mümkün olmayan bir kararın yerine getirilmesi de düşünülemez.
Yabancı mahkemeden verilen kararla tayin edilen ceza üç yıldan az ise, Türkiye'de yeniden kovuşturmaya tabi tutulması, suçtan zarar görenin veya yabancı devletin şikayetine bağlıdır.
Somut olayda, davalının tutuklumu hükümlümü olduğu, hükümlü ise süresi hakkında ortaya bir delil konulmamıştır. Davacı 29.11.1993 günlü dilekçeyle ile delillerini hasretmiş, bu deliller arasında yabancı mahkeme kararından söz edilmemiş, bu yönde bir araştırma da istenmemiştir. Hakim tarafların gösterdiği delillerle bağlıdır. Kendiliğinden iddia ve savunmanın dışına çıkamaz, tarafın dayanmadığı bir delil araştırma konusu yapamaz.
Bu itibarla mahkemenin davalıyı kısıtlı kabul etmemiş olmasında ve boşanma kararı vermesinde yasal kurallara aykırılık yoktur. Hükmün onanması gerekir. Sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy