(1512 S. K. m. 74, 75)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. Necat B. ile karşı taraf vekili Av. Veysi H. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Noterlik işlemlerinde ilgili Türkçe bilmezse andlı bir tercümanda bulundurulur. Tercüman'ın andı Noter tarafından Hukuk Yargılama Usulü Kanunu uyarınca yaptırılır. (1512 S. Noterlik K. m. 74-75/son). Kanunun bu emredici hükmüne rağmen tercüman bulundurulmadan vasiyetname tanzimi, ve tanzim eden Noter vekilinin aynı zamanda tercüman olarak işleme katılması usul ve kanuna aykırı olup, işlemin iptalini gerektirir. Davanın bu yönden kabulü yerine yazılı gerekçelerle reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan (750.000) lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi. 29.11.1994
MUHALEFET ŞERHİ
Vasiyet eden kimse, arzularını resmi memura takrir edip onun tarafından yazıldıktan veya yazdırıldıktan sonra okuması için kendisine verilir. Vasiyetname, vasiyet eden kimse tarafından kıraat ve imza olunduktan sonra resmi memur tarafından, tarihi yazılarak imzalanır (MK. 480). Vasiyet eden kimse vasiyetnameyi okuyamaz ve imza edemez ise resmi memur şahitler huzurunda vasiyetnameyi kendisine okur... (MK. 482) Vasiyetnameye tarih ve imza konulunca vasiyet eden kimse, vasiyetnameyi okuduğunu ve vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu resmi memur huzurunda iki şahide beyan eder. Şahitler bu beyanatın huzurlarında vukuuna ve o kimseyi tasarrufa ehil gördüklerine dair vasiyetname altına verecekleri şerhi imza ederler (MK. 481). Vasiyetçi okuyup yazma bilmiyorsa ...Vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu beyan eyler. Bu taktirde şahitler vasiyetçinin beyanatı huzurlarında vaki olduğuna ve onu tasarrufa ehil gördüklerine dair şerh vermekle iktifa etmeyip vasiyetnamenin kendi huzurlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu dahi takrir ve imza ederler (MK. 482). Kanunumuzda vasiyetçinin son arzularını resmi memura naklinde bir şekil öngörülmemiştir. Vasiyetname düzenlenmesi bakımından, Medeni Kanun Noterlik kanununa nazaran özel kanun niteliğinde olup, Medeni Kanunda belirlenen şekle uyulması yeterlidir. (YHGK. 11/03/1970 T. 1250-117 S. Kararı) Böyle olunca vasiyetçi ile noter ve şahitler anlaşabiliyorlarsa işlem sırasında tercüman mecburiyeti getirmek hem amaca aykırı hem de yeni bir şekil unsuru ilavesi olur. Nitekim dairemiz 23/01/1970 tarihli 7125-489 sayılı kararında Fransızca bilen Noter'in yaptığı işlemde tercüman bulundurulmaması değil, tanıkların Fransızca bilmemeleri iptal sebebi kabul edilmiştir.
Somut olayda Noterin ve şahitlerin vasiyetçi tarafından takrir sırasında kullanılan Arapçayı bildikleri anlaşılmaktadır. Noterin ve şahitlerin araya bir kişi daha sokmadan beyanatı Türkçeye tercüme edip vasiyetnameyi düzenlemelerine engel olacak bir hüküm Medeni Kanunda yoktur.
Murisin tasarruflarına mümkün oldukça sıhhat tanımak ölüme bağlı tasarruf sisteminin gereğidir. Vasiyetçinin Arapça beyanatının bir tercüman aracılığı ile değil Noter tarafından tercüme edilmesi iptal sebebi kabul edilmemesi doğrudur. Karar onanmalıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy