(1086 S. K. m. 8, 237) (743 S. K. m. 444, 458, 459, 453, 499, 500, 521)
Dava:Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmişse de duruşma için davetiye pulu olmadığından duruşma isteği red edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Öncelikle usule ilişkin olarak ıskatın iptali hakkında ıskat edilen kendi füruu hakkında açtığı dava sonunda verilen kararın miras hisseleri ve miktarlarına etkisinin ne olacağının asliye hukuk mahkemesinde açılacak dava ile belirlenmesinin gerekip gerekmediği ve bunun bekletici mesele olup olmayacağı tartışılmış olup konunun hukuki sorunla ilgili bulunduğu ve veraset davasını gören Sulh Hukuk Mahkemesinde halli gerektiğinden bekletici sorun çıkarılamıyacağına oyçokluğu ile karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava Beyoğlu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 994/189-88 sayı ve 21.2.1994 günlü veraset belgesinin alınmasından sonra ortaya çıkan mirastan ıskata ilişkin vasiyetname karşısında alınan bu veraset belgesinin iptali ve yeniden belirlenecek duruma göre veraset ilamı verilmesi isteğine ilişkindir.
Somut olayda muris M. B. M.'ın 9.2.1994 tarihinde öldüğü, geriye eşi A. ile çocukları L. N. ile H. T.'yu bıraktığı ancak murisin 21.2.1991 tarihinde tanzim ettiği vasiyetname ile çocuklarından L. N.'yi mirastan ıskat etmiş bulunduğunun bilahare anlaşılması üzerine ıskat edilenin sadece kendi füruunu davalı göstererek iptal davası açtığı bu davanın kabulüne dair İstanbul 7. Asliye Hukuk mahkemesinden verilen 1994/173-330 sayı ve 6.4.1994 tarihli kararın davanın taraflarınca temyiz edilmediği dava dışı eş A.'nin temyiz dilekçesininde kararın, temyiz eden eşin hukukuna etkisi olmadığından reddedildiği anlaşılmaktadır.
Iskatın iptali için ıskat edilen L. N. tarafından sadece kendi füruu B. K. C. aleyhine açılan dava sonunda verilen karar müteveffanın diğer mirascıları davada taraf bulunmadığından onlar için kesin hüküm oluşturmaz (HUMK. 237) ve aleyhlerine sonuç doğurmaz bu sebeple tarafları yönünden kesin hüküm oluşturan iptal kararı ile sadece mahfuz hisse davacıya (ıskat edilen L. N.) geçmiş olur. Murisin iskat edilen çocuk yönünden tasarruf nisabını oluşturan miras hissesinin 1/4'ü ise müteveffanın diğer mirascıları arasında paylaştırılacaktır. (MK. 458, 459, 453), (Escher Miras Hukuku Sabri Şakir Ansay Çevirisi S. 193 ve devam Zahit İmre, Hasan Erman Miras Hukuku S.214 ve devamı, Necip Kocayusufpaşaoğlu Miras Hukuku S.305 ve devamı Esat Şener, Miras Hukuku S.251-252 Ali Himmet Berki Miras Hukuku s.211 Şakir Berki Miras Hukuku S.44-45 Gönen Say Miras Hukuku S.61 ve devamı) Ancak füruu yönünden kesinleşen kararla ıskat iptal edilmiş ve bu karar sonucu L. N.'nin mahfuz hissesi yeniden kendisine dönmüş bulunduğundan artık onun füruu B. K. için halefiyet kuralı uygulanması ve ıskat edilenin muristen önce ölmüş gibi kabul edilmesi ve füruunun da M. B. M.'ın mirascıları arasında sayılması mümkün olmaz. (MK. 458, 439, 453)
Öte yandan, sağ eş Analiesenin miras hissesi ise kanundan doğmakta olup çocuklarla içtima ettiğine göre muris başka türlü bir tasarrufta bulunmadıkça bu kanuni hisse değişmez. (MK. 444) Nitekim iptal kararı nedeniyle verdiği temyiz dilekçeside karar düzeltme sonuç olarak aşamasında davada hukuki menfaati bulunmadığından reddedilmiştir (2.H.D. 11457/11608 sayı 28.11.1994 günlü)
Medeni Kanunumuzda insancıl ve aileyi koruyucu düşüncelerle kan bağının korunması konusundaki görüşler birleştirilerek eşin mirascılığı belirlenmiştir.
Mirsata eş yönünden halefiyet kabul edilmemesi (MK. 439) ve eşin mahfuz hissesinin değişmemesi (MK. 453) de bu kural altında değerlendirilmesi gereken hükümlerdir.
Belirtilen bu duruma ve olayda ıskatı içeren vasiyetname konusunda Medeni Kanunun 499-500 ve 459/son cümlesinde belirtilen nedenlerle bir iptal söz konusu olmadığına göre ıskat tasarrufu ve ıskat edilenle kendi füruu arasında görülen dava sonucu oluşan karar karşısında ıskat edilenin 3/4 oranındaki mahfuz hissesinin kendisine döneceği ancak murisin ıskat edilen yönünden ve ıskat edilenin miras hissesinin 1/4'ü oranında bulunan tasarruf nisabının ise murisin iskat edilen dışındaki tek çocuğu H. T.'ya geçeceğinden davanın kabulü ile önceki veraset belgesinin iptal ve murisin hissesinin tamamının 32 pay hesabı ile bunun 9'unun L. N.'ye 15'inin H. T.'ya ve 8'inin de sağ eş A.'ye aidiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.12.12.1995
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle murisin iskat tasarrufu ile davalı
"mütevveffadan evvel ölmüş gibi, hissesi müteveffanın kanuni mirascıları arasında taksim olunur" (MK. 458) kuralı gereğince Medeni Kanunun 439/3. ve 521. maddeleri de dikkate alındığında füruun ıskatından istifade eden onun füruu olup muris tarafından lehine ölüme bağlı bir kazandırma yapılmadıkça davacıların ıskattan yararlanan durumuna girmelerinin mümkün olmamasına, (Bakınız Dr. A.Esher, Prof. S.S. Ansay tercümesi Medeni Kanun Şerhi Miras Hukuku, Sf. 194 Paragraf II-2/a) davalının füruu aleyhine açtığı dava sonunda ıskat tasarrufunun şu veya bu biçimde iptal edilmesinin davacı H.'ye bir yarar sağlamasının mümkün bulunmamasına, muris tasarruf nisabı hakkında bir tevcih yapmadıkca Medeni Kanunun 459. maddesi uyarınca "Tasarruf nisabı miktarında infaz" olunarak ıskattan yine yararlananın, iskat olunan füruun füruu olup bu davada onun taraf bulunmamasına göre hükmün onanması gerekir.
Bu itibarla sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.
MUHALEFET ŞERHİ
Sulh mahkemesinin görevi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinde gösterilmiştir. Sulh Mahkemesi bir davaya bakarken çıkan bir hukuki durumu hadise şeklinde inceleyebilmesi için gene görevine giren işlerden olmalıdır. Sulh mahkemesi veraset belgesi verebilir ve bu belgenin iptaline ve değiştirilmesine de karar verebilir. Ancak istek resmi belgelere ve kayıtlara uygun olmalıdır. Resmi kayıtları veya irsi değiştirir nitelikte karar veremez. Miras bırakan tarafından mirascılarından birini mirastan ıskat etmesi durumunda veya murisin ıskat vasiyetinin iptali halinde mirasta ve paylarda nasıl bir değişiklik olacağı kimlerin ne derecede yararlanacağının tespiti sulh mahkemesinin görevini geçer. O halde davacıya bu konuda karar alması için mehil verilmesi görevli mahkemenin kararının sonucunun beklenmesi gerekir. Bu yönün gözetilmemesi nedeniyle temyiz olunan hükmün bozulması düşüncesindeyim.
Full & Egal Universal Law Academy