(743 S. K. m. 145)
Dava: Mahkemenin Medeni Kanunun 145/3. maddesi uyarınca oluşturulduğu yoksulluk nafakasının kesilmesi kararı açıklayıcı niteliktedir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Taraflar boşanmaları sonucu 13.11.1990 tarihli ilam ile bu davanın davalısının davacıya 75.000 TL. Yoksulluk nafakası ödemesine karar verilmiş, daha sonra davacı 18.11.1992 gününde açtığı dava ile yoksulluk nafakasının artırılmasını istemiştir.
Mahkemenin isteği kabul etmesi üzerine dairemizde incelenen karar "Davacı yoksulluk nafakasına hükmedildikten sonra çalışmaya başlamıştır. Nafakanın kaldırılmasının istenmemesi nafakanın artırılmasına neden olamaz. Davanın reddi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir" biçiminde gerekçe ile bozulmuş mahkemece yoksulluk nafakasının artırılmasıistemi red edilip 12.4.1994 tarihli 33-296 sayılı karar 4.7.1994 tarihinde kesinleşmiştir.
"Sözleşme veya hüküm ile kendisine... nafaka olarak bir irad tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması,... halinde, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad kesilir... nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar... ise iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği.." Medeni Kanunun 145. maddesinde hükme bağlanmıştır.
Davacı kadının şimdiki artırma istemi üzerine davalı erkek açtığı karşılık davada kadının çalıştığını ileri sürüp yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istemiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı kadının çalıştığı en azından askari ücret seviyesinde muntazam gelir elde ettiği 12.4.1994 tarihli 33-296 sayılı kesin hükümle sabittir. Bu seviyede bir gelir elde eden kişinin artık muavenete muhtaç olduğunun ve yoksulluğunun devam ettiğinin kabulü hayatın olağan akışı ile bağdaşmaz. Esasen davacıda az maaşlı bir teknisyen olup, kira ödediği ve bu kararla çocukları için 1.000.000. TL. iştirak nafakası ödemeye mahkum olduğu dikkate alındığında kendisine asgari ücret seviyesindebir gelir kalmayacağı ortadadır. Davacı için erkeğin yoksulluk nafakası ödemesi ve hele hele bu nafakanın artırılması hakkaniyet kuralları ile bağdaşmaz.
Davacının kendisi yoksulluktan kurtaracak bir iş bulduktan sonra o işten çıkması veya çıkarılması davalıyı yeniden yoksulluk nafakası mühellefiyeti altına sokmaz. Zira Medeni Kanunun 145/3. maddesinde yer alan "kesilir" sözü amir nitelikte olup, mahkemenin hükmü açıklayıcı niteliktedir.
Mahkemece kadının davasının reddi ile kocanın davasının kabulüne, kadına 13.11.1990 tarihli 243-480 sayılı ilamla bağlanan nafakanın kesilmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı-Davacı M. temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yoksulluk nafakasına ilişkin bölümünün BOZULMASINA Temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 21.11.1995 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHELEFET ŞERHİ
Davacı G. yoksulluk nafakasına hak kazanmış sonradan açtığı nafakanın artırılmasına ilişkin davası, işe girdiğinden bahisle red edilmiştir.
Davacı işten çıkarıldıktan sonra yeniden artırm isteğinde bulunmuş davalıda karşı dava ile nafakanın kaldırılmasını istemiştir.
Eldeki bu dava sırasında davacı kadının işten çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Kaldıki önceki dava sırasında girdiği işten aldığı 900.000. TL. dahi yoksulluğu giderecek düzeyde değlidir.
Bu itibarla yoksulluk nafakasının artırılması isteğinin kabulüne ve kaldırılması isteğinin reddine ilişkin hüküm usul ve yasa hükümlerine uygundur. Onanması gerekir.
Full & Egal Universal Law Academy