(1086 S. K. m. 151, 381, 388, 428)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda, mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi gerekir. Mahkeme verdiği hüküm ile, hükmü ne şekilde tefhim ettiğini duruşma tutanağına yazmak zorundadır (HUMK.151/2).Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, 3156 sayılı Kanunla değiştirilen 381. maddesi, hükümleri ne şekilde tefhim edileceğini düzenlemektedir. Bu madde hükmüne göre; mahkeme, hazır olan tarafın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararı tefhim eder.
Kararın tefhimi, en az 388. maddede belirtilen hüküm soncunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.
Zorunlu nedenlerle yalnız hükmün sonucunun tefhim edildiği hallerde gerekçeli kararın tefhim tarihinde başlayarak onbeş gün içinde yazılması gerekir.
Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir zorunlu nedenlerle hükmün gerekçesi ile birlikte tamamen yazılmadığı hallerde mahkeme sadece hüküm sonucunu tefhim etmekle yetinebilir. Hüküm sonucunun ne olduğu ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. mddesinin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Mahkeme, "istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde "duruşma tutanağına geçirtip okumadan; "ekli karar tefhim edildi", "gerekçeli kararın mahkeme kaleminden alınmasına" veya benzeri şekilde tutanağa geçirilen beyanlarla hükmü tefhim etmiş sayılamaz.
Mahkemece, son oturum tutanağında "gerekçesi ekli gerekçeli kararda etraflıca açıklanmak üzere davacı vekili tarafından açılan işbu davanın davacı vekilinin beyanında göz önüne alınarak davanın kısmen kabulü ve davanın kısmen vazgeçme nedeni ile reddine dair davacı vekili ile davalının yüzlerine karşı yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı" denmekle yetinilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/11. maddesinde gösterildiği şekilde hüküm sonucunun belirtmeyen böyle bir beyanla hüküm tefhim edilmiş ve hukuki varlık kazanmış sayılamaz. Başka bir anlatımla, hakim yargılamayı sona erdirdiği oturmda hiçbir karar vermemiştir. Diğer taraftan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428/11. maddesindeki hükmün sonucunu etkilemeyen usul yanlışlıkların bozma sebebi yapılamıyacağına ilişkin kural, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381 ve 388. maddesine uygun şekilde duruşma tutanağına geçirilip tefhim edilen hükümlerle ilgilidir. Yukarıda açıklanan nedenler karşısında ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut olmadığından anılan 428. maddenin uygulanması da sözkonusu bulnmamaktadır. Bu bakımdan yeniden yargılama yapılarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381 ve 388. maddelerinde, 10.4.1992 günül ve 7/4 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında gösterildiği şekilde hüküm verilmek üzere temyiz olunan karını bozulması gerekir.
2-Hükmolunan eşyaların değerleri ayrı ayrı gösterilmemiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5. maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer , açık , şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur (HUMK.m.381/27).
Dava dilekçesi bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılark hüküm kurulamaz .Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen karada, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazında güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına , temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 27.1.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy