(818 S. K. m. 61, 65, 66)
Dava:Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. N. K. geldi. Karşı taraf vekili Av. A. L. U. geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra için incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı dava konusu taşınmaz mala ilişkin intifa hakkının muvazaalı (inançlı) bir biçimde ve kaçak katın belediye tarafından yıkımını önlemek amacı ile verildiğini, davalının dosya arasındaki belge ile bu amacı teyit ile istendiği zaman iadeyi teahüt ettiğini ileri sürüp davalının intifa hakkının terkinine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme tapu sicilinde resmi şekilde oluşan hakkın aksinin de resmi belge ile ispatı gerektiği ve davacının iddiası bir an için doğru olsa dahi, açıkladığı amaca göre ve Borçlar Kanununun 65. maddesi uyarınca verdiğini geri almayacağı gerekçesi ile davayı red etmiştir.
1- 5.2.1947 tarihli, 20-6 sayılı İçtihatları birleştirme kararı uyarınca resmi sicille oluşan hakta muvazaanın (İnançlı işlemin) yazılı belge ile ispatının mümkün olduğu gözetilmeden, ibraz olunan belgenin resmi şekilde düzenlenmediğinden söz edilerek incelenmeden hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
2- Mahkemenin Borçlar Kanununun 65. maddesine dayandırdığı gerekçeye gelince:
"Haksız yahut ahlaka (adaba) mugayyir bir maksat istihsali için verilen bir şeyin istirdadına mahal yoktur." (B.K. 65)
Kanunu yorumlarken tüm hükümlerini birden dikkate almak, yalın sözcüklerin arkasındaki amacı da gözetmek gerekir. Borçlar, hukukumuzun genel prensibi ahde vefa ve akitlerden birinin edimi karşı taraf için sebepsiz iktisap niteliğinde kalırsa onun iade edilmesi yönündedir. (B.K. 61-66) Borçlar Kanununun 65. maddesi bu kuralın önemli bir istisnasıdır. Bu kuralla hukuka ve ahlaka aykırı sözleşme yapılması önlenmiş, aynı derecede kınanacak durumda olanlardan veren değil alan korunmuştur. Bu hükmü, kanunların imkan tanıdığı sözleşmelerin yerine getirilmesinden kaçınma aracı olarak yorumlamak amacını aşar.
Kanunun bu hükmünün uygulanabilmesi için öngörülen unsurlar :
a) Haksız (hukuka) veya ahlaka aykırı bir sonuç;
b) Haksız (hukuka) veya ahlaka aykırı bir sonuç elde etme kastı;
c) Tasarruf işleminin yapılmış olması, yani verme işlemi olarak belirlenmiştir.
Davacının iddiasına göre somut olayda davacıya ait kaçak katı bulunan binada kamu idaresince bu katın yıkılmasını önlemek sonuç olarak elde edilmek istenmiştir. Gerçekten kanun hükümlerini dolanmak haksız bir sonuçtur. Fakat davacının iddiası onun amacını elde etmeye elverişli bir davranış'ın içinde olmadığını açıkça göstermektedir. Daha başka bir ifade ile davacı elverişli vasıtalarla amacını elde edebilecek davranışlar içine girmemiştir. Şöyle ki :
Davacının iddia ettiği 10.11.1988 tarihli yıkım idari tasarrufu şahsa bağlı değil, eşyaya bağlı bir tasarruftur. Onun malikinin veya üzerinde hak sahibi olanların şu veya bu kişi olması idari tasarruf'un tamamlanması ve infazı için önemli değildir. Eşyaya (taşınmaz mal'a) bağlı idari tasarruf tamamlandıktan sonra veya tamamlanma aşamasında eşyanın el değiştirmesi idari tasarrufa etkili olmaz. Olsa olsa idarenin muhatabı değişir. Cüzi halefiyet kuralı gereğince sonraki malik veya hak sahibi idarenin muhatabı olur ve idari tasarruf icra olunur. Şu halde davacının yıkma eylemini önleme amacı ile 17.3.1992 tarihinde yaptığı devir işlemi, kanunu dolanma imkanı bahşetmeyeceğinden muhaldir ve haksızlığından (kanuna aykırılığından) söz edilemez. Aksi düşünce 1. bentte işaret edilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca dava yolu ile düzeltilmesi mümkün, tüm muvazaalı tasarruflar hakkındaki davaları sonuçsuz bırakır.
Mahkemece yapılacak iş davacı tarafca 14.4.1995 tarihli dilekçeye ekli olarak ortaya konan belgeye karşı tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirmek, gerekirse araştırmak ve sonucu uyarınca karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 6.000.000 Tl. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 6.2.1996.
Full & Egal Universal Law Academy