(743 S. K. m. 5, 448, 449, 462, 492) (818 S. K. m. 149, 155)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz edenler vekili Av. T. Malkoçlar ve Av. G. Gürseler ile karşı taraf vekili Av. R. Salt geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Medeni Kanunun 462. maddesi, ölüme bağlı tasarruflara şart ilave edilebileceğini hükme bağlamıştır. Ancak ayrıntıya girerek mahiyetini hükümlerini ve neticelerini düzenlememiştir. Şartla ilgili boşluğun Medeni Kanunun 5. maddesinden yararlanılarak Borçlar Yasasındaki hükümlerle doldurulması gerekmektedir. (BK. m. 149 - 155) Bu şartlar taliki olabileceği gibi infisahi (bozucu) de olabilir.
Ölüme bağlı tasarruf, bir kimsenin ölümünde hüküm doğurmak üzere yaptığı irade beyanıdır. Tasarruf sözcüğü burada hukuki muamele niteliğini taşımaktadır. (MK. m. 449) Düzenlenen vasiyetname muris ölmeden hukuki tesirlerini göstermez. Vasiyetname düzenlenmiş ancak muris henüz hayatta ise vasiyetname iltizami hukuki muamele niteliğindedir. (MK. m. 448)
Şart ise, bir hukuki muamelenin, hukuki tesir husule getirmesi için gelecekte olan şüpheli bir hadiseye bağlanmasıdır. Şart olarak gösterilen hadise ile hukuki muamele arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
Muris kendisine bir tevcihte bulunmak istediği kimsenin ölümünden sonrada davranışı üzerinde şartla etkili olmayı amaçlayabilir. Bu davranış yapmak veya yapmamak biçiminde gerçekleşebilir. Burada asıl olan ölüme bağlı tasarruftur. Şart tali niteliktedir. Kanuna yahut adabı umumiyeye mugayir şartlar veya mükellefiyetler tasarrufu batıl kılar. Bu nitelikte olmayan faydasız veya yalnız başkasını izaç için kullanılan şartlar ve mükellefiyetler lağıvdır. (MK. m. 462/2)
Olayımızda muris Asım Çorbacı 10.09.1991 tarihinde bir vasiyetname düzenlemiş ve dokuz parça taşınmazını, ölünceye kadar kendisine bakmak, gözetmek, ihtiyaçlarını karşılamak, hastalanması halinde tedavisini yaptırmak üzere davalılara vermiştir. Bunlar taliki şart niteliğinde olup, mutlaka miras mukavelesi (MK. m. 492) ile akdi ilişkinin belgeye bağlanması zorunlu değildir. Bu şarttan mirasçı naspedilenin haberdar olması veya olmaması sonucu değiştirmez. Muris insani ilişkiler çerçevesinde, bir mecburiyet hissetmeden kendisine yardım edenleri bu ilişkinin devamı şartı ile mirastan yararlandırmak isteyebilir. Bu davranış ne kanuna ne genel ahlaka aykırı olur. Ne de faydasız veya başkasını izaç edici niteliktedir. Vasiyetçi 30.01.1992'de ölmüştür. Dinlenen tanık sözlerinden davalıların murise ölümüne kadar baktıkları, vasiyetnamedeki şartı, yerine getirdikleri anlaşılmaktadır.
Vasiyetnamenin askı devresi düzenlendiği tarihte başlanmış ve ölüm anında zaruri olan bakım şartı gerçekleşmiştir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasanın yorumunda ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek bu ilişkinin miras mukavelesi (MK. m. 492) biçiminde kurulmadığından söz edilerek yazılı şekilde vasiyetnamenin iptaline karar oluşturulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 6.000.000 lira velayet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi.15.06.1995 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy