(743 S. K. m. 457, 459, 502)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Murisin ölümünü düşünerek yapılmasını istediği hususları bir hukuki muamele ile bildirmesine ölüme bağlı tasarruf denir.
Muris Medeni Kanunun 457. maddesinde gösterilen şartların oluşması halinde ölüme bağlı bir tasarruf ile mahfuz hisseli mirascısını mirastan iskat edebilir. "Miras hakkından iskatın muteber olması için müteveffa tarafından ıskatı amir olan tasarrufla sebebin beyan edilmiş olması lazımdır.
Iskat edilen kimse tarafından itiraz vukuunda bu beyanın doğruluğunu ispat külfeti, ıskattan müstefit olan mirascıya veya lehine vasiyet yapılan kimseye aittir. Bu beyana, ikame edilmemiş veya ıskatın sebebi beyan olunmamış ise müteveffanın arzuları, ıskatın sebebi hakkında aşikar bir hatanın neticesi olmadıkça, tasarruf nisabı miktarında infaz olunur" (M.K. 459)
Görüldüğü gibi ıskata itiraz davası iki safhalı incelenen davalardandır. Öncelikle ıskatı amir vasiyetnamede ıskat sebebinin gösterilip gösterilmediğine bakılır. Iskat sebebi gösterilmiş ve bu sebepler Medeni Kanunun 457. maddesinde gösterilen nitelikte ise, ıskattan müstefit olanlar
bu olğunun doğruluğunu ıspat edeceklerdir. Eğer vasiyetnamede ıskat sebebi gösterilmemişse yine ıskat sebebi olabilecek bir olayın varlığını ıskattan müstefit olan ispat edecektir. İşte bu safhada davalı ıskat sebebini ispat edememiş ise davanın ikinci safhası başlar. Bu safhada dava bir tenkis davası gibi incelenir.
Tasarruf nisabını aşan ölüme bağlı tasarrufun müeyyidesi tenkisdir. Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamıyan mirascılar tasarruf nisabını geçen teberrunun tenkisini dava edebilirler (MK. md. 502). Tenkis davasının mirascı nasbedilen kimseye karşı açılmasında inceleme biçimi ile muayyen malın tasarrufuna karşı açılmasında inceleme şekli farklıdır.
Özellikle vasiyetin konusu kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan bir mal ise lehine vasiyet yapılanın seçimlik hakkını gözetmek (MK. md. 506) ve 11.11.1994 tarih 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararını uygulamak gerekir.
Buna karşılık mirascı nasbedilen kimse murisin külli halefidir. Miras acılmakla kanuni mirascı gibi terekenin tümünün yada belli bir payının sahibidir. Kanuni mirascı gibi terekenin tamamen yada belli payının mülkiyeti ona geçer. Bu durumda nasbedilen mirascıya karşı açılan tenkis davasında Medeni Kanunun 506. maddesi uygulanamaz. Tenkis davasının kabulü halinde terekenin belli bir payının tenkisine karar vermek yeterlidir.
Davaya konu olan somut olayda muris vasiyetnamesi ile mirastan ıskat tasarrufunda bulunmuş ve davalıyı mirascı nasbetmiştir. Davalı bir ıskat sebebi ortaya koyamadığından mahkemece davacılara terekeden 1/4er pay vermek suretiyle, vasiyetnamenin 2/4 oranında tenkisi yönünde kurulan hüküm nasbedilen mirascı aleyhine yapılacak tenkis hesabına uygundur. O halde sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan mahkeme hükmünün ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine oybirliği ile karar verildi. 18.5.1995
Full & Egal Universal Law Academy