(743 S. K. m. 538)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmişse de duruşma için davetiye pulu olmadığından duruşma isteği reddedilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dairemizin 31/12/1992 tarihli 8403-13134 sayılı kararında işaret edildiği üzere dava vasiyetnamenin yorumuna ilişkindir. Yorum davası da bir tesbit davasıdır. Eda davası açılması mümkün iken hukuki yarar ortaya konmadıkça bağımsız tesbit davası dinlenemez. Ancak vasiyetnamenin yorumu davasının eda davasından bağımsız olarak açılıp sonuçlandırılmasında davacının hukuki yararı vardır. Mirasçı nasbında ayrı muayyen mal vasiyetinde ayrı hak ve menfaatler intikal etmekte, sorumluluklar değişmektedir. Mirasçı nasbı halinde lehtar Sulh Hukuk Mahkemesinde Medeni Kanunun 538.maddesi uyarınca alacağı veraset ilamı ile tereke mallarının üzerine intikalini sağlayabilmekte, muayyen mal vesayeti halinde ise bir alacak hakkı doğmakta, icabı halinde kanuni mirasçılardan veya vasiyeti tenfiz memurlarından dava yolu ile istenebilmektedir. Bu yönler gözetilmeden çelişkili gerekçelerle eda davası açmak mümkün iken tesbit davasının dinlenemeyeceğinden söz edilerek davanın reddi doğru görülmemiştir.
Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 13.02.1995 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy