(818 S. K. m. 18) (2004 S. K. m. 94)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. Muzaffer Aytemiz ile karşı taraf vekili Av. Murat Ensari geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı Mari, murisi eşi İskender Azar'ın 29.7.1976 tarihli vasiyetnamesi ile İskenderun'da bulunan 406 parsel sayılı gayrimenkulün tamamını evdeki eşyalarla birlikte kendisine vasiyet ettiğini, İskenderun Tereke Hakimliğinin 1979/275 esas sayılı dosyasında vasiyetnamenin aynen tenfizine karar verildiğini tenfiz kararında murisin kardeşleri Mihail Azar ve Selma Atikoğlu tarafından davalı Yılmaz Rüya'ya satış vaadi ile satılan ve adına tescil edilen 120/320 hisseyi alan davalı Yılmaz'ın iyi niyetli olduğundan bahisle bu hisseleri satanlar aleyhine tazminat davacı açmakta muhtariyetlerine karar verildiğini ancak davalı Yılmaz'ın kötü niyetli olduğunu 1980 senesinde muris İskender'den alacaklı olduğunu iddia ederek bir senet tanzim etmiş ve sonrada bu senedi takibe koyarak İcradan aldığı yetki ile taşınmazın mirasçılar adına intikalini yaptırdığını, bu intikalden sonra da satış vaadi nedeniyle tescili gerçekleştirdiklerini, davalı Yılmaz'ın vasiyetnameyi bildiğini, İskenderun'a hiç gelmediğini tüm işlemlerini vekili dayısı ve davalılardan Huda Kaya'nın eşi İshak Kaya ile gerçekleştirdiğini bu nedenle muvazaalı olarak satış vaadi ile satılan ve davalı Yılmaz adına tescil edilen 120/320 hisseye ait tapu kaydının iptalini satıcılar hakkında tazminat davası ve davalı Yılmaz hakkında Şufa davası açma haklarının saklı tutulmasını istemiştir.
Davalılar ise, hisselerin takip sonucu yapılan intikal üzerine satış vaadiyle davalı Yılmaz'a satılıp dava sonucu adına tescil edildiğini, Yılmaz'ın iyi niyetli olduğunun da Sulh Hukuk Mahkemesinin 1979/275 esas sayılı dosyası ile sabit olduğunu davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Celbedilen Sulh Hukuk Mahkemesinin 1979/275 esas sayılı dosyasının kesinleşmediği, bu nedenle Yılmaz'ın iyi niyetli olduğu konusunda kesinlik kazanmadığı toplanan delillerden ise, murisin borçlu olduğu 10.9.1977 tanzim 10.12.1977 vade tarihli bono alacaklısının murisin kardeşi Selma Atikoğlu'nun oğlu Antuvan Atikoğlu olduğu onun tarafından 1.11.1977 tarihinde Yılmaz Rüya'ya Ciro edildiği, alacaklının senedi vekili ve dayısı aynı zamanda Selma Atikoğlu'nun damadı davalılardan Hüda'nın eşi önceki bono alacaklısı davalı Antuvan'ın eniştesi İshak Kaya vasıtasıyla takibe koyduğu, takip sırasında 406 parsel sayılı taşınmazın İcra İflas Kanununun 94. maddesi gereğince mirasçılar adına intikalinin yaptırıldığı intikalin iştirak halinde mülkiyet şeklinde yapılması gerekirken müşterek mülkiyet şeklinde yapıldığı Borcun Mari Azar tarafından ödendiği, bu kerre davalı Mihail ve diğer davalıların murisi Selma Atikoğlu'nun 20.2.1981 tarihli satış vaadi senediyle taşınmazda adlarına tescil edilen 60/320'şer hisselerini yine vekilinin iştirakiyle Yılmaz Rüya'ya sattıkları, daha sonrada satış vaadi senedine istinaden açılan Tapu iptali tescil davasında intikalin iştirak halinde mülkiyet şeklinde olmasına rağmen diğer mirasçılar davaya dahil edilmeden sadece satıcılar aleyhine açtıkları dava ile davalıların kabulü ile adlarına tescil ettirdikleri hükmün temyiz edilmeksizin 1.4.1986 tarihinde kesinleştiği tüm işlemlerin yine Yılmaz Rüya vekili ve davalıların eşi ve eniştesi İshak Kaya tarafından yapıldığı belirlenmiştir.
Yine dinlenen davacı tanıkları davalı Yılmaz vekili ve dayısı İshak gibi davalılarla anlaştıklarını işlemlerin muvazaalı bulunduğunu, amacın vasiyetname hükümlerinin yerine getirilmesini önlemek mal kaçırmak olduğunu beyan etmişlerdir.
Tüm dosya içeriği, yapılan takip ve intikal tescil işlemleri, tarafların yakın akraba oluşları karşısında davalıların ve vekili İshak Kaya'nın el ve işbirliği içinde hareket ettikleri bu nedenle iyi niyetli olmadıkları anlaşıldığından davanın kabulü gerekir.
Bu yön gözetilmeden delilerin takdirinde yanılgı sonucu reddi ve yazılı şekilde hüküm kurulması Bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, duruşma için takdiri olunan 6.000.000 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 14.03.1996 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy