(1086 S. K. m. 427, 432) (743 S. K. m. 134, 150)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Doğmamış bir haktan feragat söz konusu olmaz. Bu sebeple karar tebliğ edilmeden 02.10.1995 günlü dilekçe ile yapılan davalı vekilinin feragati geçerli değildir.
Tebliğden itibaren süresinde verilen davalı vekilinin temyiz dilekçesi üzerine yapılan esasa ilişkin incelemede:
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Bu halde 150.maddenin 3 numaralı bendi hükmü uygulanmaz (MK. m. 134/3).
Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Medeni Kanunun 134/3.maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Medeni Kanunun 134. maddesinin 1, 2. ve 4. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. Hakim gösterilen olayların varlığına vicdanen inanmadıkça boşanmaya karar veremez. İki tarafın boşanma ve olaylarla ilgili ikrarları da hakimi bağlamaz. (MK. m. 150)
Taraflar bizzat dinlenmediğinden Medeni Kanunun 134/3.maddesi şartları oluşmamıştır. Tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip, tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu, boşanmaya karar verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi. 20.03.1996
MUHALEFET ŞERHİ
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen boşanmaya ilişkin ev, 28.09.1995 günlü kararın temyiz edilmeyeceği 02.10.1995 taraf vekillerince ortaklaşa verilen dilekçe ile mahkemeye bildirilmiş, mahkeme temyizden feragati dikkate alarak hükme 02.10.1995 tarihi ile kesinleşme şerhi vermiştir. Hükmün taraflarına tebliğ, temyiz süresini başlatmak içindir. (HUMK. m. 432) Temyiz hakkı hükümle beraber doğar. Hükümle doğan bu hakkın tebligattan önce kullanılmasını engelleyen yasal bir kural bulunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun düzenlediği sürelerin tümü kullanılarak hakkın belirli bir süre içinde kullanılması, kullanılmaması halinde hakkın artık kullanılamayacağına ilişkindir.
Taraflar temyiz haklarını, hak doğduktan sonra kullanmışlardır. Bu itibarla temyizden feragat geçerlidir.
Temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken sayın çoğunluğun aksine oluşan görüşlerine katılmıyorum.
MUHALEFET ŞERHİ
Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. (HUMK. m. 427) Temyiz süresi onbeş gündür. Temyiz süreleri ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar. (HUMK. m. 432) Yasa hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere mahkeme ilamının tebliği, temyiz süresini işletmek ve temyiz süresinin başladığını belgelemek içindir. İlamın tebliği temyiz hakkını doğurmaz. Temyiz ve temyizden feragat hakkı mahkemenin temyizi kabil nihai kararını verdiği gün doğmuştur. Hukuk usulü muhakemeleri kanununda bütün süreler hakkın doğumu için değil hakkın düşürülmesi içindir. Davacının ve davalının temyizden feragat etmeye yetkili vekilleri mahkeme boşanmaya dair nihai kararını verdikten sonra temyizden feragat ettiklerine göre, davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir. Bu nedenlerle sayın çoğunluk düşüncesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy