(1086 S. K. m. 8, 500) (743 S. K. m. 268, 274, 279, 283, 285, 351, 376, 404)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. B. Y. geldi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
2- Velayet, gerek küçüklerin gerekse mahcurların bakım ve korunmalarını sağlamak için onların şahısları ve malları üzerinde ana, babanın sahip oldukları hak ve yetkilerdir. Çocuğun mallarını idare etmek ve genel olarak hukuki işlemlerde çocuğu temsil etmek ana baba için hem bir görev hemde bir haktır. (MK md. 268) Ana baba velayete sahip olduklarında çocukların kanuni temsilcisidir. Veliler vesayetten farklı olarak kanuni mümessil olarak hareket ederlerken kural olarak hakimden izin almakla yükümlü
değildir. (MK 268/2, Türkiye Büyük Millet Meclisi 27.1.1929 tarih 542 sayılı Yorum Kararı) Velayete sahip olan ana babanın çocukların rüştüne kadar mallarından yararlanma hakları vardır. (MK 280) Küçüğün kazancı yanlarında yaşadıkça ana babaya aittir. (MK 283) Fakat velayete sahip olan ana ve baba çocuğun bakımı, yetişmesi yararları veya mallarının idaresi için gerekli bulunmayan işlemleri çocuk adına çocuğu temsilen yapamazlar. Çocuğun mallarını vakfedemez, başkasına bağışlayamaz. Çocuk adına bir başkasının borcuna kefil olamazlar. Çocuğun şahsi serveti varsa ana baba çocuğun ve servetin gelirini sarfedebilir. Fakat servetin aslını harcamak yetkisine sahip değildir. Çocuğun servetini kendi mülkiyetlerine geçiremezler.
Ana baba çocuğun mallarını idarede veya bu mallardan faydalanma hususunda çocuğun yararlarını bozacak şekilde hareket ederler veya görevlerini ihmal ederlerse, çocuğun malları tehlikeye düşerse hakim gerekli tedbirleri almaya yetkilidir. (MK 285)
Türk Medeni Kanununun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanmasına dair Tüzük de çocuğun mallarının korunmasına dair hükümler getirmiştir. Evliliğin sona ermesi halinde velayet hakkını kullanma yetkisine sahip olan ana veya baba sona erme tarihinden itibaren 4 ay içinde Medeni Kanunun 279. maddesi gereğince küçüğün mal varlığını defter halinde Sulh Hakimine bildirmeğe mecburdur. Gösterilen bu süre içerisinde yükümlüğünü yerine getirmeyen veliye karşı Hakim Medeni Kanunun 285. maddesi hükümlerini uygular. Ana ve babadan birinin ölümü halinde nüfus memuru, evliliğin mahkeme hükmü ile sona ermesi halinde hükmü veren Asliye Mahkemesi hayatta kalan ve velayeti kullanma yetkisi verilen ana ve babanın ikametgahını Sulh Hakimine haber verir.
Medeni Kanunun 285. maddesinde görevli hakim açıklanmamıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 500. maddesi 15.7.1985 tarihinde 3222 sayılı kanunla ilga edilinceye kadar bu konuda bir tereddüt olmamakla beraber, bu tarihten sonra görevi yine aynı kanunun 8. maddesi ve Medeni Kanunda yer alan özel açıklamalar dairesinde tayin etmek gerekmektedir. Hukuk Usulü Mahekemeleri Kanununun 8. maddesinde Medeni Kanunun 285/1. maddesindeki işlerin Sulh Hakimi tarafından yapılacağı yönünde açıklama yoktur. Şu halde Medeni Kanunun 285/1. maddesinde gösterilen tedbirleri ve bu meyanda 351. maddesi uyarınca teminat alınması yönünde kararı Asliye Hakimi ittihaz etmek durumundadır. Ancak Medeni Kanunun 285/2. maddesinde yer alan vasiler üzerindeki murakabe hakkının kullanılması, kayyım tayini görevleri aynı kanunun 376, 404 ve müteakip maddelerde öncelikle Sulh Hakimine verilmiştir.
Bu yön velayet ve vesayet Tüzüğünün 4/1. maddesiyle de teyit edilmektedir.
Dosya kapsamına göre velayete sahip olan babanın çocuğun mallarını satarak kendi adına yapacağı işte sermaye olarak kullanmak amacında olduğu anlaşılmaktadır. Belirlenen bu hal Medeni Kanunun 274. maddesi uyarınca velayetin nez'i için yeterli değil ise de; yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde tedbir ittihazını icap ettirmektedir. O halde Mahkemenin kendi görevi içinde bulunan tedbirleri ittihaz etmesi veya gerekli tedbirleri alması için durumun Sulh Hakimine bildirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi
yasaya aykırı olduğundan bu yönden hükmün bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 6.000.000 Tl. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 18.4.1996
Full & Egal Universal Law Academy