(1086 S. K. m. 255, 371, 372)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyizedilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Aksine hüküm verilmemiş ise tanıkların yargılama sırasında iki tarafın hazır bulundurulmasıyla dinlenebilir (HUMK 255/son) Hemen tespit edilmemesi halinde ileride zayi olacağı veya ikamesinde zorlanılacağı (müşkilat çıkacağı) ihtimalinin bulunması halinde deliller tespit yolu ile toplanabilir.
Delillerin tespiti yolu istenmesi yazılı başvuruyla olur. Zorunlu bir sebep ortaya konmadıkça başvuru karşı tarafa tebliğ edilir. (HUMK 371-372)
Tanıkların yurt dışında olmaları, adreslerinin belirli bulunması nedeniyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 369. maddesiyle öngörülen delillerin zayi olması veya sunulmasında güçlük ihtimalinin bulunması koşulları oluşmamıştır. Davalı vekilinin de aynı kaza merkezinde bulunması nedeniyle tayin edilen gün hazır olması kendisine bildirilmemiş ve böylece davalı tarafın tevcih edebileceği sorular önlenerek, savunma hakkı ihlal edilmiştir. Usul hükümlerine aykırı tespit edilen tanık sözlerinin hükme dayanak yapılmamasında bir yanılgı yoktur. Tanıkların yeniden Uluslararası anlaşmalara uygun olarak dinlenmesinin ilgilice kabul edilmemiş olması nedeniyle bu tanık beyanları dışında kalan delillerle hüküm kurulmuş bulunmasında yasal kurallara aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç: Temyize konu hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 15.4.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy