(1086 S. K. m. 144, 306)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar:Her davada olduğu gibi tenfiz isteminin incelenebilmesi için hukuki yarar şartının öncelikle incelenmesi gerekir.
Tenfizi istenilen yabancı mahkemece verilen nafaka ilamı davalı (babanın) "yardım nafakası ödemesine" ilişkindir.
26.1.1971 tarihli 1331 sayılı kanunla "onaylanan" ve iç hukuk kuralı haline gelen Türkiye'nin de katıldığı 20 Haziran 1956 tarihli "NAFAKA ALACAKLARININ YABANCI MAHKEMELERDE TAHSİLİ İLE İLGİLİ Uluslararası Sözleşme (NEWYORK sözleşmesinin) Önsözünde "... nafaka ilamlarının yabancı mahkemelerde tenfizinin ciddi ameli ve kanuni güçlükler yarattığı..."ndan söz edilerek bu problemlerin çözümünü ve güçlüklerin yenilmesini mümkün kılacak vasıtaları depriş etmeye akit devletlerin kararlı oldukları ve belirtilen hususlarda mutabık kaldıkları açıklandıktan sonra birinci maddesinde, sözleşmenin amacının nafakanın tahsilini kolaylaştırmak olduğu ifade edilmiştir.
Sözleşme nafaka alacaklarının tahsilini kolaylaştırmak için akit devletlerin "gönderici" ve "aracı kurumlar" oluşturmasını hükme bağlamıştır. Her akit devlet, onay ve katılma belgesinin tevdii sırasında kendi ülkesinde "... gönderici makam" ve "aracı kurum" (kamusal veya özel nitelikte) oluşturacaktır. (m.2/2) Nafaka alacaklısı "... alacaklının devleti" diye isimlendirilen bir akit tarafın ülkesinde bulunduğunda, borçlu da "borçlunun devleti" diye isimlendirilen başka bir akit tarafın yargısına tabi olduğu zaman alacaklı, borçludan nafaka alacağının tahsili için bulunduğu devletin "gönderici makamına", nafaka talebi ve istinad ettiği belge ile birlikte aşvurarak, nafaka alacağının tahsilini isteyebilir. (m. 3) Bulunduğu ülkedeki "gönderici makam" talebi gereksiz mütalaa etmedikçe, dosyaya borçlunun devleti tarafından tayin edilen "aracı kuruma" intikal ettirir. (m. 4/1) "Aracı kurumun görevleri" başlıklı 6. maddeye göre aracı kurum alacaklının verdiği yetki sınırları dahilinde hareket ederek alacaklı namına, nafakanın tahsilini temin için icab eden bütün tedbirleri alır. Bu tedbirler meyanında bilhassa sulh yoluna gider. Gerekirse nafaka davası açar ve takip eder ve nafaka tediyesi ile ilgili her hükmü, emri veya sair adli muameleyi icra ettirir.
Yukarıda açıklanan sözleşme hükümlerine göre; yabancı (Alman) mahkemece verilen "çocuk için davalı babanın yardım nafakası ödemesine" ilişkin ilamın, borçlunun bulunduğu ülkede (Türkiye'de) sözleşme hükümlerine göre oluşturulması zorunlu olan "aracı kurum" (Adalet Bakanlığı) vasıtasıyla doğrudan icra ettirilebilmesi olanağı vardır. O halde, nafaka alacaklısının ilamın Türkiye'de icrası için bir tenfiz kararı almakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu yön gözönünde tutulmadan tenfize karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 10.6.1996
Full & Egal Universal Law Academy