(743 S. K. m. 611) (1086 S. K. m. 292, 297)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Davalılardan Halil ve Meryem davayı, kabul etmiş olmalarına rağmen, bu davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar vermek gerekirken reddi yasaya aykırıdır.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle senedin hükme dayanak niteliği olmamasına; yazılı delil bağlayıcı olursa da, senette taraf durumunda olanların tanık olarak sözlerine değer verilemeyeceği gibi paylaştırma aktinin tüm içeriğinin dinlenen tanık beyanları ile belirlenememiş bulunması ve Emine'nin beyanındaki paranın ödendiğinin dolayısıyla davacının edimini yerine getirdiğini davacı ispatlayamamış olmasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte gösterilen nedenle temyiz edilen hüküm davacı yararına BOZULMASINA, hükmün bozma dışında kalan bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının 2. bentte gösterilen nedenle REDDİNE, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi. 23.09.1996
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, 1967 yılında yapılan ve Medeni Kanunun 611. maddesine uygun olan yazılı paylaştırma ile dava konusu taşınmazın kendisine kaldığını ve o tarihten beri bağımsız zilyetliğinde kaldığını kadastro sırasında haberleri olmadığından ölü muris adına tescil edildiğini bundan yararlanan bir kısım davalıların paylaştırma davası açtığını belirterek taşınmazın muris adına olan kaydının silinerek adına kütüklenmesini istemiştir.
Davalılardan Halil ve Meryem üst tarafı bulunmayan ancak 1967 de yapıldığı ve tüm mirasçıların katıldığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 292 maddesi uyarınca yazılı beyyine başlangıcı niteliğindeki paylaşma sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazın davacıya verildiğini davalılardan Emine de paylaşmanın doğru olduğunu ancak parasını almadığı için anlaşmayı bozduğunu açıklamış paylaştırma sözleşmesini düzenleyen ve dava takipçisi olduğu anlaşılan tanık paylaşmanın yapıldığını ancak içeriğini hatırlayamayacağını açıklamıştır.
Yazılı beyyine başlangıcı niteliğindeki paylaştırma belgesinden mirasçılar arasında alacak verecekleri belirleyen konuların yapılıp verildiği de anlaşılmaktadır.
Kadastro tutanağı davalı Fatma'nın iddiasını doğrulamamıştır.
Paylaştırma belgesindeki parmak izleri Hukuk Usulü muhakemeleri Kanunun 297. maddesine uygundur.
Paylaştırma tanık sözleriyle içeriği ise belgeye katılan paydaşların sözleriyle açıklık kazanmıştır.
Davacının 30 yıllık çekişmesiz arazi zilyetliğide iddiasının doğrulunu göstermektedir. O halde davanın tümünün kabulü gerekir.
Aksine oluşan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy