(743 S. K. m. 480, 481/1)
Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Vasiyetle, vasiyetçinin söz ve fiilleri imzası ile onaylı metinle kanıtlanır.
Vasiyette, vasiyet eden kimse vasiyetnameyi okuduğunu ve vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu resmi merci huzurunda iki tanığa beyan etmemiştir (MK. m. 480 - 481/1). Vasiyetçinin bu türlü beyanı mutlak bir şekil şartıdır. Tanıkların ve resmi memurun vasiyetnameyi önümüzde okuduktan sonra bize son isteklerine uygun olduğunu bildirdiğini beyan eden sözleri, vasiyetçinin zapta yazılması ve imzası ile onaylaması gereken okudum, vasiyetname son arzularımı muhtevidir sözleri yerine ikame alınamaz (Yargıtay'ın 13/12/1988 tarihli 10359 - 11652 sayılı kararı). Bu şekil şartı gerçekleşmediğinden vasiyetnamenin iptali gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Vasiyetçi, vasiyetini noter görevi yapmaya yetkili Konsolos'a bildirmiş, beyanı yazıldıktan sonra vasiyetçi tarafından imzalanmıştır.
Tanıklar, vasiyetin huzurlarında okunduğunu son arzularına uygun olduğunun vasiyetçi tarafından kendilerine söylendiğini ve vasiyet yapmaya ehil olduğunu belirtmişlerdir.
Bir kimsenin yazılı bir belgeyi imzalamış olması, o belgeyi okuduğu ve arzularına uygun olduğunun kabul edildiğini gösterir.
Vasiyetçi vasiyetini içeren yazılı belgeyi tanıklar ve konsolos önünde imzalamıştır. O halde vasiyeti okuduğu ve son arzularına uygun olduğunu ifade etmiş olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki yasa bu beyana tanıkların tanıklık etmiş olmasını geçerlilik koşulu saymıştır. Noterin, vasiyetçinin eylemli olarak gerçekleşen bu davranışı yazıya dökmesini gerektiren zorlayıcı bir kural yoktur. Şekle ilişkin bu eksiklik geçerlilik nedeni olmadığından geçersizlik nedeni olmaz.
Esası şekle feda ederek vasiyetçinin son arzularının yerine getirilmesinin önlenmesi genel hukuk kurallarıyla da bağdaşmaz.
İptal isteğinin red edilmiş olması doğrudur. Tenkis yönünden işin esasının incelenmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun vasiyetin iptali gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy