(743 S. K. m. 6, 477, 545, 546, 550, 558)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Medeni Kanunun 546.maddesine göre mirası ret süresi 3 ay olup hak düşürücü niteliktedir. 3 aylık süre mirasçılığa sonradan muttali olduğu iddia ve ispat edilmedikçe mirasın açıldığı tarihten başlar. Miras ölüm tarihinde açılır. Buna göre kanuni mirasçıların ret süresi ölüm gününden başlar.
Miras bırakan Ceylan Köklü 04.11.1993 tarihinde öldüğüne göre, kanuni mirasçıların mirası en geç 04.02.1994 tarihine kadar reddetmesi gerekir. Oysa davalıların vekilleri vasıtasıyla kullandıkları mirası ret iradeleri 1994/220 esas sayılı dosyada sulh yargıcına 28.02.1994 tarihinde ulaştırılmıştır. Ret süresinden sonradır. Müddeti içinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız iktisap etmiş olur. (MK. m. 550/1).
Medeni Kanun 545/2'ye göre, miras bırakanın ölümü anında terekesi borca batık ise miras bu konuda bir irade açıklamasına gerek kalmadan reddedilmiş olur. Ancak bunun için terekenin borca batık olduğunun usulüne uygun yetkili ve görevli mahkemede (23.12.1942 tarihli 24/29 sayılı içtihadı birleştirme kararı) alacaklılara karşı açılacak dava sonunda sabit olması zorunludur. İspat külfeti mirası hükmen reddettiğini iddia eden mirasçıya aittir. (MK. m. 6.)
1994/220 esas sayılı dosyada her ne kadar terekenin borca batık olduğu ileri sürülmüş ise de mahkemece bu husus araştırılmadığı gibi, dava hasımsız açılıp sonuçlandırılmıştır.
Bu nedenle bu karar davacıyı bağlamaz. Davalı taraf bu dosyada terekenin borca batık olduğunu ispat etmemiş olmasına göre davanın kabulü gerekir. Bu yön gözetilmeden davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.10.10.1996
MUHALEFET ŞERHİ
Mirasçıların mirası ret etmesi halinde yasa mirasçıların alacaklılarıyla tereke alacaklılarını korumak üzere ayrı ayrı çözüm öngörmüştür.
Medeni Kanunun 557.maddesi gereği mirasın reddi halinde mirasçının alacaklısına reddi iptal hakkı tanınmış tereke alacaklısına ise ayrı yasanın 558.maddesi uyarınca muristen iadeye tabi mal alınmış olması halinde tereke alacaklısına koşulları varsa malın terekeye iadesini isteme hakkı tanınmış reddin iptali için dava açma hakkı tanınmıştır. Yasa bu şekildeki düzenlemesiyle terekeden yararlanmak istemeyen ret eden mirasçıyı tereke alacaklarına karşı korumuştur. Mirası ret eden mirasçının ölenin alacaklılarına karşı olan sorumluluğu ikinci derecede sorumluluktur. Bu konuda 558.maddede açıklık yoksa da buna koşut (paralel) hüküm taşıyan Medeni Kanunun 477 maddenin düzenlenme şekli bu sonuca varmayı zorunlu kılmaktır. O halde benzetme yolu ile uygulamaya gidildiğinde de bu sonuca varmak kaçınılmazdır. Medeni Kanunun 477.maddesi terekenin açılması zamanında borcu alacağını karşılayamayan terekeden mirası ret eden mirasçıyı feragat karşılığı aldığı karşılık veya bunun nemasından sorumlu tutmuştur. O halde mirası ret eden kişiyi terekenin alacaklılarına reddi iptal hakkı tanıyarak yasal düzenlemeye aykırı olarak sorumlu tutmak mümkün değildir. Hakimin davayı ret etmesi sonucu itibariyle doğrudur, onanmasını düşünüyorum. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy