(7201 S. K. m. 10, 11, 16, 20, 21, 26, 29, 32) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda, mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Tebligatın, tebliğ yapılacak kimsenin bilinen son adresine yapılır (Teb. Y. md. 10). Bunun dışında tebligat; yasal temsilciye, (Teb. Y. md. 11), aile efradına (md. 16), bunların dışında koşulları varsa Tebligat Yasası'nın 20, 21, 26, 29. maddelerine uygun olarak yapılabilir. Tebligatı davalı adına alan kişinin, davalıyla birlikte oturan aile efradından veya hizmetçilerden olduğu açıklanmamış, davalı belirtilen usulsüz tebligatı almadığını açıklamıştır. Tebligat Yasası'nın 32. maddesinin koşulları da bulunmadığına göre davalıya tebligat yapıldığı kabul edilemez. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesi gereği iddia ve delillerini bildirmek üzere yasal koşullara uygun olarak yargılamaya çağrılmadan hüküm verilemez. Bu önün gözetilmemesi davalının usulen çağırılmadığı düşünülmeden esasa girilerek karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyize konu hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenme dışı bırakılmasına, temyiz peşin harcın yatırana geri erilmesine, 11.10.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy