(743 S. K. m. 4, 134, 138, 139, 140, 143, 152, 162, 164)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün Mükerrem Suzhan ile vekili avukat Faruk Var geldiler. Karşı taraf temyiz eden Mustafa Ferit Suzhan ile vekili avukat Meziyet Sevim Sözer geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalının tazminat yönlerinden temyizine gelince;
a) Medeni Kanunun 143/1. maddesi mevcut ve hatta muntazar (beklenen) bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan maddi tazminat isteyebileceğini, 152. maddesi de, evin seçimi, karı ve çocukların uygun biçimde geçindirilmesinin kocaya ait olduğunu öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda kadının hiçbir kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu kadın, en az eşinin desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi (MK. md. 4) dikkate alınarak kadın yararına uygun bir maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
b) Medeni kanunun 143/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler, kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakimin manevi tazminata hükmedebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda manevi tazminat isteyen eşin hiçbir kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Karşı taraf ise tam kusurlu olup, boşanmaya yol açan olaylar, manevi tazminat isteyen eşin kişilik haklarına ağır saldırı teşkil etmektedir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı (MK. md.4) dikkate alınarak kadın yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen sebeplerle maddi ve manevi tazminat yönlerinden BOZULMASINA, kararın bozma kapsamı dışında kalan yönlerinin ise ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 20.000.000.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, temyiz peşin harcın davalıya geri verilmesine ve aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 18.11.1997
MUHALEFET ŞERHİ
Medeni Kanunun 162/2. maddesi uyarınca boşanma davası açılmakla eşlerden her biri ayrı yamakta haklılık kazanır. 3444 sayılı yasa ile değişik 134/4. maddesiyle öngörülen ayrılık ise yasal olmayan veya yasadan kaynaklanmayan eylemli durumları amaçlamaktadır. Aksi halde Medeni Kanunun 162/2. maddesinin aynı yasanın değişik 134/4. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğunun kabulü gerekir. Yasanın yürürlükte olan hükümleri karşısında birini diğerine üstün tutulması mümkün değildir.
Somut olayda; davacı 14.06.1990 tarihinde Medeni Kanunun 134/1. maddesine dayalı boşanma davası açmış 19.03.1993 tarihli kararla dava red edilmiş Yargıtay'ın onayından geçerek kesinleşmiştir. Davalı 26.05.1993 tarihinde Medeni Kanunun 162/3. maddesine dayalı olarak ayrı yaşamakta haklı olduğunu belirterek, ayrı yaşamakta haklılığının hüküm altına alınmasını istemiş, 01.11.1994 günlü kararla davalının ayrı yaşamakta haklılığı hüküm alınmış ve tedbir nafakasına hüküm edilmiştir. 09.06.1995 günlü dava sonucu 26.12.1995 günlü kararla davalının ayrı yaşamakta haklılığının sürdürdüğü kabul edilerek, nafakanın artırılmasına karar verilmiştir.
Red edilen ilk boşanma davasından sonra davalı eş hakim hükmü ile ayrı yaşamaktadır. Medeni Kanunun 162. maddesi gereği verilen karar evlilik birliğinin korunmaya yönelik bir önlemdir. Aynı yasanın 164. maddesi hakim tarafından alınan önlemler, sebeplerinin ortadan kalkması üzerine karı kocadan birinin isteği ile kaldırılır hükmüne yer vermiştir.
O halde davalının ayrı yaşamadaki haklılığı hakimin vereceği sona erme kararına kadar geçerliliğini korur. Koca ayrı yaşamadaki haklılığın ortadan kalktığı hakkında hakimden karar almadıkça davacının ayrı yaşamadaki haklılığı geçerliliğini korur.
Aynı endişe Medeni Kanunun 138. ve 139. maddeleri yönünden de vardır. Örneğin; Hakim boşanma yerine 3 yıllık ayrılığa karar vermiş ve taraflar bir süre bir araya gelmemiş iseler, o davada haksız olan tarafın boşanma isteme hakkı bulunmadığı halde (MK. 140) Medeni Kanunun 134/son maddesinin sayın çoğunluğun yorumladığı şekilde anlaşılması halinde, ilk davada haksız görülen davalıya boşanmayı isteme hakkı tanınmış olur ki bu olgu Medeni Kanunun 134/son ve 140. maddelerinin uygulanması yönünden çelişkili durumların doğmasına neden olur. Yasanın bir maddesinin (MK. 140) tanımadığı hak yorumla bir başka madde ile (MK. 134/4) tanınmış olur. Böyle bir yorum yasanın algılamak istediği amaçla bağdaşmaz.
Bu itibarla Hakim hükmü sonucu ayrı geçen sürenin Medeni Kanunun 134/4. maddesine başlangıç yapılamayacağını düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy