(743 S. K. m. 134/3)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Nafaka hükmü hakimin takdirine bağlı olup dava tarihinde muayyen ve muaccel değildir. Bu sebeple dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilemez. Ancak davanın iştirak nafakasına ilişkin bölümü temyiz edilmediğinden yanılgıya işaretle yetinilmesi gerekmiştir.
2- Taraflar Medeni Kanunun 134/3. maddesi gereğince anlaşmalı boşanma sureti ile boşanmışlar ve bu karar kesinleşmiştir. Oluşan bu karar o tarihte bu davanın davacısı kadının yoksulluğa düşmediği yönünde kesin hüküm oluşturur. Davanın yoksulluk nafakasına ilişkin bölümünün bu sebeple reddi gerekirken yazılı suretle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Hükmün 2. bentte açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi. 07.03.1997
MUHALEFET ŞERHİ
Medeni Kanunun 3444 sayılı yasa ile eklenen 134/3 madde ile tarafların anlaşarak boşanmaları sağlanmıştır.
Belirtilen hükme göre;
1- Evlilik en az bir yıl sürmüş,
2- Taraflar birlikte başvurmuş veya birinin açtığı davayı diğeri kabul etmiş ise evliliğin temelinden sarsılmış sayılır.
3- Bu koşulların yanında;
a) Hakimin tarafları bizzat dinlemesi etki altında olmadıklarını tesbit etmesi,
b) Tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumları konusunda hakimin uygun bulacağı bir anlaşmayı kabul etmiş olmaları veya hakimin önereceği mali yükümlülüklerle çocukların durumu hakkındaki öneriyi kabul etmiş olması gerekir.
Tüm bu koşulların bir araya gelmesi halinde hakim boşanmaya ve mali yükümlülüklerle çocukların durumunu gösteren boşanmanın eki niteliğindeki ödence, nafaka kişisel ilişki velayet gibi konuları hükme bağlar. Bu durumda Medeni Kanunun 150/3. maddesi uygulanmaz. Belirtilen koşulların tam olarak yerine getirilmemesi halinde hakim tarafların ikrarlarıyla bağlı değildir.
Hakim belirtilen yasal kurallara uyulmasını sağlamamış ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemiş ise boşanmanın eki sayılan konular hüküm dışı kalmış sayılır.
Yasa özellikle boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumunun her yönüyle ortaya konulup üzerinde anlaşılmasını öngörmektedir. Boşanmanın mali sonuçlarından biri veya bir kaçı hakkında hiç beyanda bulunulmamış, sukut geçilmiş ise, bu konuda taraflar arasında bir anlaşmanın varlığından söz edilemez.
Somut olayda (Akşehir Asliye Hukukun 18.10.1995 gün 663/660 S. Kararı) davacı Zeynep kocası davalı Rafet'ten iştirak nafakası istemiş, davalı davayı kabul etmiş ancak nafaka vermeyi ret etmiştir. Hakim bu konudaki anlaşmazlığı çözümlemeden ve bir öneri getirmeden boşanmaya karar vermiş, velayeti anneye bırakılan çocuk için iştirak nafakasına dahi hüküm etmemiştir. Bu itibarla yasal koşulları içeren bir anlaşmanın varlığından söz edilemez. Hakimin onayladığı bir yoksulluk nafakası davada hiç söz konusu edilmemiştir. Hakimin onayı dışında kalan boşanmanın mali sonuçlarıyla ilgili konularda hiç hüküm bulunmadığı halde, bu konuda kesin hükmün varlığından söz etmek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesinin ön gördüğü koşulları göz ardı etmek olur. Bu itibarla işin esasının incelenmesi gerekir. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine bu nedenlerle katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy