(743 SK m. 263, 264)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Kanunun 262. maddesi, velayet hakkını yalnızca ana ve babaya tanımış olup, bu hak ancak evlat edinilmesi halinde evlat edinene geçmektedir. Aynı kanunun 274. maddesi uyarınca velayeti ifadan aciz ve mahcur olan yahut nüfuzunu ağır surette suiistimal eden veya fahiş ihmalde bulunan ana ve babadan velayet hakkının nezi halinde, küçüğe vasi tayin olunması gerekmektedir. Yine aynı Kanunun 354. maddesi velayeti boşlukta olan küçüğe vasi tayin olunması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenlerle, Başka şahıslara velayet hakkının tanınması mümkün değildir.
Evlilik mevcut iken ana ve baba velayeti beraberce kullanırlar (MK.263.md). Boşanma halinde ise, hakim velayeti ana ve babadan birine verir (MK.264 md). Velayet kendisine tevdi edilen eşin ölümü halinde ise velayet kendiliğinden sağ kalan eşe geçmez, boşlukta kalır.
Bu itibarla mahkemece küçüğün velayetinin kime tevdii edildiğinin araştırılması, vefat eden babasına tevdi edilmiş olması halinde ölümle velayet hakkı anneye geçmeyeceği için velayeti boşlukta kalan küçüğe vasi tayini cihetine gidilmesi, annesine tevdii edilmiş olması halinde velayetin nezinin gerekip gerekmediği hususunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir karar verilmeksizin velayet hakkının yasal olarak velayet hakkı olmayan davacı amca M.C. tevdiine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA 11.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy