(743 S. K. m. 477, 516, 539)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Mirastan feragat eden mirasçı, tereke ile ilişkisini tüm olarak kesmiş sayılmaz. Miras açıldığında (MK. m. 539) terekenin borcu alacaklarından çok olup da miras alan bunu ödemeye yanaşmazsa, mirastan feragat eden kişi ölümden önceki beş yıl içinde miras bırakandan feragatin ivazı (karşılığı) olarak aldığı şeyi ve semeresinden elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür (MK. m. 477). Öte yandan hakkında tenkis davası açıldığı zaman mirastan feragat eden mirasçı, sözleşme ile aldığını geri vererek terekenin taksimine iştirak edebilir (MK. m. 516). Görülüyor ki mirastan feragat edenin mirasla ilişiği tamamen kesilmez.
Veraset belgesi istemek maddi bir olayın varlığını ikrar ve kişiler arasındaki irs ilişkisini tespit ettirmekten ibarettir. İsteğin bu niteliği itibariyle mahkemeye başvurmak mirasçının ne bir hakkının yitirilmesine, ne de veraset durumunda bir değişiklik meydana getirilmesine yol açar.
Mirastan ıskat ve mahrumiyet sebepleri, ya da mirasın reddi veya mirastan feragat sözleşmesi hallerinin bulunması veraset belgesi istemeye engel değildir (Y2.H.D.nin 22.10.1992 tarihli 8958-10142 Sayılı Kararı). Iskat (MK. m. 457), mahrumiyet (MK. m. 520), ret (MK. m. 545) ve feragat ( MK.m.475) 'in hukuki sonuçlarının terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğine ve mirasçılık sıfatının tereke mevcuduyla sınırlı olarak yitirilmiş sayılacağına işaret edilmek suretiyle payların gösterilmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde verasetin iptaline ve yeniden sübutuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 19.03.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy