(1086 S K. m. 8) (743 S. K. m. 95)
Dava: Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiş olup evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Eşinden boşanmış olan davacının, Türk Medeni Kanunun 95. maddesinde öngörülen iddetin yeniden evlenmesini temin için kaldırılmasına dair talebi, mahkemece aynen kabul edilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428/2. maddesi "Mahkemenin davayı rüyette vazifedar bulunmaması" mutlak bozma sebebi olarak kabul edilmiştir. Aynı kanunun 7/3. maddesinde "bir dava, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz" biçimindeki hüküm Anayasa'nın 141/4 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 77. maddelerinde yer alan çabukluluk ve ucuzluk prensibinin bir uygulaması olarak yer almaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozmada ise kanunun doğru uygulanmasına dikkat çekmek amacı güdülmektedir. Bu sebepledir ki kesin olan kararlar hakkında dahi temyiz incelemesi mümkün hale getirilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 7/3. maddesinde yer alan yasağı kanun yararına bozma isteminin incelenmesi sırasında dikkate almak mümkün değildir. Aksi halde görev yönünden yapılan yanlışlıklarda mahkemelerin ve ilgililerin dikkatini çekme imkânı ortadan kaldırılmış olur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 8. maddesinin 4. fıkrası Türk Medeni Kanunun 95. maddesi uyarınca açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bakılacağını amirdir.
Temyiz konusu edilen hüküm, Türk Medeni Kanunun 95. maddesi kapsamında bulunduğundan, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esastan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 28.3.1997 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 18.7.1981 gün ve 2494 sayılı yasa ile değişik 7/son maddesi "Bir dava asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulmaz" hükmünü getirmiştir.
Madde özellikle doğrudan gözetilmesi gereken görev konusunda ayrıcalı bir hüküm getirmiş, göreve ilişkin yanılgıyı belirli koşullarla (itiraz edilmeme) yasallaştırmıştır. Yasa koyucu bu kuralı dava ekonomisi ve üst mahkemede görülmenin daha güvenli olacağı amacına yönelik olarak düzenlenmiştir. Somut olayda görev itirazı bulunmadığına göre yasaya aykırılık belirtilen kural gereği yasallaşmıştır. Yasaya aykırılık bulunmadığından hükmün yasa yararına bozulması görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy