(1086 S. K. m. 9/3, 23, 187) (743 S. K. m. 134, 136)
Salâhiyettar olmayan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahiyetini kabul etmiş addolunur. Şu kadar ki, münhasıran iki tarafın arzularına tabi olmayan mesail bundan müstesnadır. Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi salahiyet kararı verir. Mahkemenin salâhiyettar olmadığını iddia eden taraf salâhiyettar mahkemeyi beyana mecburdur. (HUMK. m. 23)
Kesin yetkili mahkeme kanunla belirlenmemişse yetki ilk itiraz olarak (HUMK. 187) ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz.
Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme davacının ikametgahı veya eşlerin davadan evvel son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. (HUMK. m. 9/3 ve MK. 136)
Davanın, bu iki yerden herhangi birinde açılması zorunludur. Tercih hakkı davayı açana aittir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun kabul ettiği sisteme göre kesin yetki kuralı istisnadır. Kanun kesin yetkili mahkemeleri kamu düzenine ilişkin işlerde tek ve açık belirlemiştir. İş sahibine seçim imkanı verilen hallerde kesin yetkiden söz edilemez.
Boşanma davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve iki tarafın arzusuna tabi olmadığı (HUMK. M. 23) ve mahkemece davanın hitamına kadar res'en veya iki taraftan birinin talebi üzerine yetkisizlik kararı verilebileceği yönünde görüşler var ise de; bu konuda kanunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Öte yandan 1711 sayılı kanunla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9. maddesinde yapılan değişiklik boşanma davacısına yetkili mahkemeyi seçme, 3444 sayılı kanunla Medeni Kanunun 134.maddesinde yapılan değişiklik eşlere anlaşarak boşanma imkanı verdiğinden kesin yetkili mahkemeyi belirleyen unsurlar boşanma davaları için kalmamıştır. Esasen Hukuk Genel Kurulunun 19.6.1968 gün ve 1286 E. 465 K. sayılı İçtihadında ...Boşanma davasında, davalı salahiyetli mahkemeyi ileri sürmedikçe yetkisizlik res'en nazara alınmaz... şeklinde sonuca varılmış ve İçtihatlar da bu yönde istikrar kazanmıştır. (Y.2.HD. nin 2.3.1982 T. 1407 - 1965 S. Kararı)
Bu bakımdan, davalı yetki itirazında bulunmadığı halde yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğunun kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 05.06.1997 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy