(1086 S. K. m. 4, 7) (743 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiş olup evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Eşinden boşanmış olan davacının, Türk Medeni Kanunun 95. maddesinde öngörülen , mahkemece aynen kabul edilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 4. fıkrası, Tiddet müddetinin, yeniden evlenmesini temin için kaldırılmasına dair talebiürk Medeni Kanunun 95. maddesi uyarınca açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bakılacağını amirdir.
Temyiz konusu edilen hüküm de Türk Medeni Kanunun 95. maddesi kapsamında bulunduğundan, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esastan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 4.6.1997 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bir dava asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ilkesi ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz. (HUMK. Md. 7).
Belirtilen yasal kural sulh mahkemesinin görevine giren bir itiraz yolunu kapatmıştır.
Yasal kurallara aykırılık bulunmadığından yasa yararına bozma isteğinin reddi gerekir. Sayın çoğunluğun görüşlerine bu nedenle katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy