(743 S. K. m. 295)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiş olup evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Arif Özcan, vekilleri marifetiyle açtığı dava ile davalı İbrahim Bozköylü ile Mualla Bozköylü'nün oğlu olarak nüfusa kayıtlı küçük Utku'nun gerçekte kendi çocuğu olduğunu iddia ile, babalığın tespitini, kendi nüfusuna geçirilmesini istemiş, talep mahkemece hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığından bahisle reddedilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Mahkemece verilen kararla babanın davacı olması doğru bulunmuş, ancak hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Türk Medeni Kanunun 295. maddesi gereğince babalık davası açma hakkı münhasıran anne ve çocuğa ait olup, yasaca belirtilen davacıların dışında, bu hakkın yorum yoluyla genişletilerek babaya da tanınması mümkün değildir.
Bu itibarla baba olduğunu iddia eden kişinin aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 18.6.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy