(743 S. K. m. 457, 489, 545, 559, 583, 612, 629, 630)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden tebligata rağmen gelmedi. Karşı taraf Ş. F. R. Çelik ve vekili avukat Durmuş Kalay geldiler. Diğerleri tebligata rağmen gelmedi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Vasiyetçi davacıyı vasiyetname ile mirasından ıskat etmiştir.
Davacı miras bırakanın alkol bağımlısı, dengesiz ve aklen malul bir kişiliğe sahip olduğunu öncelikle ıskatın bu nedenlerle ikinci olarak ıskat işleminden sonra davacı oğluna yazdığı mektuplarla onu af etmiş olduğunu belirterek, ıskata ilişkin vasiyetin iptalini istemiştir.
Iskat işlemi yasal şekle bağlı irade açıklamalarındandır. Şekil koşulu işlemin geçerlilik şartıdır.
Yasa koyucu Medeni Kanunun 457.maddesiyle ıskatın ölüme bağlı tasarrufla yapılabileceğini ön görmektedir. Aynı yasanın 489.maddesi vasiyetten kısmen veya tamamen cayılabileceğini, ne var ki caymanın geçerli olabilmesi için ölüme bağlı tasarruflardan biri ile yapılmasının gerektiğini de vurgulamaktadır. Cayma için öngörülen şekil koşulu da yapılmasında olduğu gibi işlemin geçerlilik şartıdır.
Ne var ki öğretide bazı düşünürler, affın şekil koşuluna uyulmadan da hüküm ifade edilebileceğini öngörmektedirler (N. Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, 1987, 3. baskı, Sahife 317-318). Buna karşı olan görüşler ise, şekil koşuluna uyulmadan ön görülen hoşgörünün af olarak değerlendirilemeyeceğini savunmaktadırlar (Zahit İmre, T. Miras Hukuku, 1960, sahife 400 vd).
Konu, öğretide tartışmalı olmakla beraber, baskın görüş şekil koşuluna uyulmadan yapılmış bir af veya barışma, ıskat işlemini ortadan kaldıramayacağı yönündedir.
Mirastan mahrumiyette yasa şekil koşulu aramaksızın affı mahrumiyetin sona ermesi için yeterli görmüş olmasına karşın ıskat için böyle bir hükme yer vermemiştir. Yasanın bu tesbiti ne bir unutkanlık ne de yasal boşluktur. Yasa koyucunun da bu konudaki suskunluğu şekle bağlı irade açıklamasının, yine şekle bağlı olarak kaldırılabileceğini vurgulamak içindir. Zira mahrumiyette irade açıklamasına gerek yoktur. Şartları oluştuğunda mirasçı yasa gereği mirastan yoksun kalır. Mahrumiyete ilişkin yasal kural emredici olmadığından, miras bırakanın iradesiyle ortadan kaldırılabilmektedir.
Mahrumiyete ilişkin af hükmünün benzetme yolu ile ıskata da uygulanabileceği İsviçre öğretisinde ileri sürülmüş, Federal Mahkeme bu görüşe katılmamıştır (Zahit İmre, T. Miras Hukuku, 1960, sahife 400).
Ancak şekil koşuluna bağlı affın vasiyetin ortadan kalkması sonucu doğuracağını gözeten mahkemenin, şekil koşuluna uymayan mektuplarla belirlenebilen hoş görüyü, af niteliğinde kabul etmemesinde usul ve yasa kurallarına aykırılık yoktur.
2- Davalılardan biri davayı kabul etmiş ise de, taraflar terekede iştirak halinde malik olduklarından birlikte hareket etmek zorunluluğu nedeniyle (MK. m. 629 - 630) birinin tek başına diğerlerinin onayı olmadan davayı kabul etmesi hukuki sonuç doğurmaz. Mahkemenin hükmü bu nedenle doğrudur. Onanması gerekir.
Sonuç: Temyize konu hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 20.000.000. lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi.07.10.1997
MUHALEFET ŞERHİ
Hükmün 2.maddesine karşı elbirliği (iştirakli) mülkiyetinde paydaşların belirli konular dışında birlikte hareket etmeleri gerektiği, aksi halde bireysel işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı yasanın genel kuralı gereğidir (MK. m. 630/2). Ne var ki Medeni Kanunun 612.maddesiyle bu kurala ayrıcalık getirmiş ve elbirliği mülkiyetinde bir paydaşın miras payını diğer paydaşa, paydaşlara veya üçüncü bir kişiye devir edebileceğini öngörmüştür. O halde açılmış bir terekenin miras payının devri diğer paydaşların onayı gerekmeksizin olasıdır.
Iskat tasarrufunun iptalini kabul eden davalı ıskatın geçerli olması durumunda, davacıdan dolayı kendisine isabet edecek payını davacıya devir etmeyi kabul etmiş, sonuç itibariyle ona temlik etmiştir (MK. m. 612).
Diğer yönden kabul kesin bir hükmün sonuçlarını doğurur (HUMK. m. 95). Kabul iradesinin sonuç doğurmayacağı durumlar, mecburi dava arkadaşlığının bulunması ve kamu düzeninin ön planda olması halleriyle sınırlıdır.
Miras hukuku mirasçıların bireysel olarak paylarını verebilmelerini sağlamak üzere belirtilen birlikte hareket etme genel kuralına yer vermemiş, bu kuralı tereke hareketlerinin dışında tutmuştur.
Örnek: Tereke bir bütün olduğu halde, mirasçılardan birinin tenkis davası (MK. m. 502) açabileceğini, mirastan feragat edebileceğini (MK. m. 475), mirası red edebileceğini (MK. m. 545), defter tutma isteğinde bulunabileceğini (MK. m. 559), terekenin paylaştırılmasını isteyebileceğini (M.K. 583), payını devir edebileceğini (MK. m. 612) hükme bağlamıştır. Belirtilen konularda mecburi dava arkadaşlığı veya taraf ehliyeti aramamıştır.
Diğer yönden, olay elbirliği mülkiyetindeki paydaşlar arasındadır. Pay değişikliği, elbirliği mülkiyetinin bozulması veya korunmasını amaçlayan yasal kurallara aykırılık oluşturmaz. Sorunun elbirliği mülkiyetine sahip paydaşlar arasında olması halinde, birlikte hareket etme ilkesi uygulanmaz.
Bu itibarla payına düşen mirastan bir mirasçı lehine feragat etmekle birlikte hareket kuralı uygulanamaz. Sayın çoğunluğun 2.madde ile öngördükleri görüşlerine bu itibarla katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy