(743 S. K. m. 4, 143, 145, 152) (1086 S. K. m. 75) (2. H.D. 1996/11110 E., 1996/13467 K 18.12.1996)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonucunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Hakim müphen ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında izahat isteyebilir. (HUMK. m. 75/2)
Kanunun takdir hakkı verdiği ve icabi hale, yahut muhik sebeplere nazaran hüküm vermekle mükellef tuttuğu hususlarda hakim hak ve nispetle hükmeder. (MK. m.4)
Mevcut veya muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip maddi bir tazminat talebine hakkı vardır. (MK. md.143/1)
Hukuka aykırı ve kusurlu davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatleri denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak Medeni Kanunun 143/1. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış ve kendisine özgü kural getirmiştir. Maddi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle bir boşanma hükmüne ihtiyaç vardır. Ayrıca zararın da boşanmadan doğmuş olması, zararla fiil arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir.
Evlilik birliği devam ettiği sürece kadın ve çocukların geçindirilmesi kocaya aittir. (MK. md.152) Boşanma halinde kadın eşinin desteğini ömür boyu yitirmiştir. Gelecekte yoksun kaldığı bu desteği artık kendisi karşılayacaktır. Bu kayıp haksiz olarak boşanma ile karşı karşıya gelen kadının mevcut zararlarıdır.
Beklenen zararlarda tazminatın şümulündedir. Bunlar veliliğin devamı halinde eşin ileride sağlaması muhtemel zararlardır.
Medeni Kanun 143/1. maddesindeki tazminat mevcut ve muntazar hakları kapsamaktadır. Ancak ilişkinin niteliği itibariyle zararın tam olarak da belirtmekte çok zordur. Bu özelliği itibariyle hakim zararı taktir ederken kusurun ağırlığını, tarafların sosyal ekonomik durumlarını, çalışma koşullarını, kadının evlenme şansını, ortalama yaşam süresini ve Medeni kanunun 145/1. maddesi gereğince taktir hakkı kullanılarak maddi tazminat irad şeklinde verilmeyip peşin olarak verildiğinde paranın peşin sermaye değerini gözönünde tutmak ve somut verilere dayanmak zorunluluğu vardır.
Kadının kocası ile oturduğu sırada kocasının temin ettiği hayat düzeyine yakın geçmiş koşulları yaratılmasına özen gösterilmek menfaatler dengesinin bozulmamasına ve verilecek tazminatın kadının haksız zenginleştirmeye yol açmayacak boyutta olmasına da dikkat edilmelidir. Maddi tazminata hükmolunurken yasada açıklandığı gibi mevcut ve beklenen (muntazar) haklar birlikte kül olarak değerlendirilmelidir. (2. H.D.11110/13467 sayı, 18.12.1996 günlü kararı)
Öte yandan Medeni Kanunun 143/1. maddesindeki maddi tazminat boşanmanın fer'i hükümleri ile ilgili olup, boşanma davasının devamı sırasında istendiğinde harca tabi değildir. Ancak bu konuda hüküm verilmesi için miktar da belirtmek suretiyle açık bir isteğin varlığı gereklidir ve verilecek kararda taraflar arasında yeni bir ihtilafa ve tekrar dava açılmasına neden olmamalıdır.
Davacının bir yandan 500.000.000. lira maddi tazminat isteyip, öte yandan fazlaya ait haklarını saklı tutması, istediği tazminat miktarının tam olarak açıklanmadığını ve yeterli açıklıkta bulunmadığını gösterir.
Bu hale göre mahkemece yapılacak iş; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 75/2. maddesi gereğince davacıya tüm olarak istediği maddi tazminat miktarını açıklatmak, yukarda yazılı kurallar göz önünde tutularak Medeni Kanunun 143/1. ve 4. maddesi gereğince takdir edilip hüküm kurulmasından ibarettir. Bu yön göz önünde tutulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3- Davacının maddi ve manevi tazminata faiz yürütülmesi hakkındaki talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın 2 ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen sebeple reddi ile hükmün bozma dışında kalan ve temyize konu edilen diğer bölümlerinin ONANMASINA, temyiz peşin harcın yatırılan geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi 16.11.1998
MUHALEFET ŞERHİ
Yapılan yargılama sonucu davalar tevfik edilmediği sürece asıl ve fer'i talepler hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi, zorunludur. (HUMK m. 74) Alacağın tamamı aynı hukuki sebepten kaynaklanmış, ancak bir bölümü istenilmiş ise kısmi dava söz konusudur. Fazlaya dair hakların saklı tutulduğunu gösterir irade açıklanmasında kısmi davanın varlığını gösterir. (HUMK m.4-179/3)
Medeni Kanunun 43/1. maddesinde ifadesini bulun maddi tazminat boşanmanın ekini oluşturur. Yargılamanın her aşamasında yazılı yahut sözlü olarak istenebilir. Harca da tabi değildir.
Davaca dilekçesinde maddi tazminat isterken sebep ve kaynağını açıklamış, ancak fazlaya ilişkin haklarını açıkça saklı tutmuştur.
Tazminatın tamamı belirlenirken hakimi takdir hakkını kullanacak olması kısmi istekten bulunmaya engel teşkil etmez.
Mahkemece yapılacak iş; maddi tazminatın tamamını belirlemek, bunun istekten fazla olduğunun tespiti halinde taleple bağlı kalarak hüküm kurmaktan ibarettir. Bu yönün dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy