(743 S. K. m. 134, 148)
Dava: Anlaşarak boşanmada çocuk için ödenecek iştirak nafakası yönünden hakimin testikine ulaşmış bir anlaşma olmadıkça alalade çocuğun eğitim masrafları ile geçimi için tüm giderler gözetilerek bir iştirak nafakası aylık olarak belirlenmelidir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Kanunun 148/2. maddesi, boşanma sonucu velayet kendisine verilmemiş olan tarafın maddi gücü oranında çocuğun geçimi eğitim ve öğretimi için gerekli olan masraflara katılmakla yükümlü olduğunu hükme bağlamıştır. Müşterek çocuk M. 1988 doğumludur ve halen bir özel okulun 4. sınıfında eğitimine devam etmektedir. Taraflar arasındaki boşanma sırasında, hakimin tasdikine sunulmuş bir protokol olmadığına göre 1997-1998 ders yılına ait okul kayıt giderinin ayrıca davalıdan tahsili isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş, bu ücret dahil çocuğun yıllık eğitim masraflarını, geçimi için gerekli olan tüm giderleri dikkate alarak uygun bir aylık nafaka takdir etmekten ibarettir. (MK. m.4)
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 22.10.1998 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Medeni Kanunun 148/2. maddesinde velayet kendisine verilmemiş olan ana veya babanın "kudretine göre onun (çocuğun) infak ve terbiye masraflarını iştirak" ile yükümlü bulunduğu hükme bağlanmıştır. Burada açıkça belirlendiği üzere özellikle babanın yükümlülüğü evlilik devam ederken olduğu gibi tüm infak ve eğitim masraflarının karşılanması değil, velayet kendisine verilmişse ana ile mali güçleri oranında katkıdır. "İştirak nafakasının amacı, her iki tarafın kendi maddi olanakları ölçüsünde müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamalarıdır." (Y. 2. H.D.'nin 28.4.1986 tarihli 4337/4484). Şu halde tarafların sosyal durumu, çocuğun alışageldiği hayat tarzı ve gelişmesi, eğitiminden beklenen amaçlar dikkate alınarak onun ihtiyaçları öncelikle belirlenmeli ve buna tarafların katkıları karara bağlanmalıdır.
Kanunda bu katkının zamanı hakkında bir açıklama yoktur. Ancak teamül sayılabilecek bir uygulama, katkının her ay peşin ve aylık ödeme biçiminde olduğu yönündedir. Ancak çocuğun ihtiyaçları başka türlü bir ödemeyi gerektiriyorsa aylık ödeme kesin bir çözüm olarak benimsenemez. Aksi hal velayet kendisine verilen ana veya babanın müşkül durumda kalmasına yol açar. Mesela bu davada olduğu gibi yüksek okul ücretlerinin ödenmesi gereken hallerde, velayet kendisine bırakılmayan ana veya babanın yılda bir veya birkaç defa okul masrafı gibi toptan ödemeye, onların ödenmesi zamanında katkıda bulunmasına karar verilmesi kanunda yer alan hükmün amacına uygun düşer. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun "okul kayıt giderlerinin ayrıca tahsilini isabetsiz" bulan ve "bu ücret dahil çocuğun yıllık eğitim masraflarını, geçimi için gerekli olan tüm giderleri dikkate alarak uygun bir AYLIK NAFAKA takdiri" gerektiğine işaret eden gerekçesine katılmıyorum. Ancak tüm okul ücretinin davacıya ödetilmesi doğru olmayıp, tarafların mali olanakları nispetinde bir ödetme kararı verilmek üzere karar bozulmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy