(743 S. K. m. 150, 152, 161, 162, 165)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar : Davacı, 1993 tarihinde açılıp 7.2.1996 tarihinde feragat sebebiyle red ile sonuçlanan boşanma davası sırasında ve 1.4.1996 tarihli noterde düzenlenen belge ile .. davacı eşe (Kadına) ayda 500 DM nafaka ödeme taahhüdünde bulunduğunu, boşanma davası sırasında anlaşmanın hüküm altına alınması davalı tarafından istendiği halde bu isteğin reddedildiğini, hakimin onayından geçmeyen taahhütnamenin Medeni Kanun'un 150/5. maddesi gereği geçersiz olduğunu .. beyanla borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davacı iddiasına Medeni Kanun'un 150/5. maddesini dayanak yapmıştır. 2. Hukuk Dairesi'nin 14.2.1995 gün ve 925/1772 sayılı kararında açıklandığı gibi Medeni Kanun'un 150/5. maddesine göre yapılacak sözleşme aynı Yasa'nın 143-143 maddeleriyle düzenlenen konularla sınırlıdır. Kural, boşanma davasıyla bunalıma giren tarafı korumayı, ezilmeyi, haksız çıkar sağlanmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Boşanmanın eki niteliğindeki sözleşmeler, boşanma davası süreci içinde yapılmak koşulu ile Medeni Kanun'un 150/5. maddesi gereği hakimin onayı ile geçerlik kazanır. O halde, onaya tabi bir sözleşmenin varlığı için;
A) Bir boşanma davasının var olması,
B) Boşanmanın sonuçları ve eki (Fer'i) niteliğindeki haklar yönünden bir sözleşmenin yapılmış olması,
C) Sözleşmenin, boşanma davası süreci içinde gerçekleşmesi,
D) Davanın boşanma ile sonuçlanmış olması gerekir.
Hakimin onaylaması gereken sözleşmenin sonuç doğurması için onun yerine getirme olanağı sağlanacak şekilde hükme dönüştürülmesi de şarttır.
Somut olayda, sözleşme boşanma davasının yargılanması sırasında yapılmış ise de; sözleşme boşanmaya bağlı ve onun fer'i niteliğinde olmayıp, dava boşanma ile sonuçlanmamıştır. Feragat sonucu boşanma davası reddedilmiştir.
Boşanma kapsamı dışında karı - koca arasında yapılan borçlandırıcı sözleşmelerin hakimin onayına tabi tutulması gereğine değinen yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Boşanma davasından feragat edildiğinden hakimin o davada söz konusu sözleşmeyi onaylama yetkisi bulunmamaktadır. Hakimin onaylamayı reddetmesi yasal kurallara uygundur. Nitekim mercii hakimi de icraya yapılan itirazı bu nedenle reddetmiştir.
Davalının Medeni Kanun'un 165. maddesine dayalı itirazı da yersizdir. Nafaka istekleri cebri icra yasağının dışında kalan alacaklardandır.
Mahkemenin belirlediği tedbir nafakasının taahhüt edilen nafakaya mahsubu, icra safhasında istenebilir.
Bu itibarla mükerrer nafaka alacağı söz konusu olamaz. Davacının noterde düzenlediği irade beyanı Medeni Kanun'un 152., 161., 162/son maddesi kapsamında borç taahhüdü niteliğinde, kişisel hak doğuran borçlandırıcı işlemlerdir. İrade açıklaması onu yapan tarafı bağlar.
Davanın bu nedenlerle reddedilmemesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, 28.01.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy