(1086 S. K. m. 427) (743 S. K. m. 315) (YHGK. 14.05.1997 T. 1997/2-32 E. 1997/422)
Dava: Davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı olmayan hallerde her bir davacının isteği ve bu isteğin ret ve kabul edilen bölümleri ayrı ayrı dikkate alınarak kesinlik sınırı tayin olunur.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Nafaka ve nafakanın atırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tesbiti ve tahsili davası niteliğindedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun nafakanın muayyen bir zaman dilimi içinde belirlenmesi bu davalara kısmi niteliği vermez.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 23.6.1996 günü yayımlanan ve 4146 sayılı yasa ile değişik 427/2. maddesi ile taşınır mal ve alacak davalarında temyiz sınırı 10.000.000.- liraya çıkarılmıştır. Belirtilen konularda değer itibariyle 10.000.000.- liranın altında kalan kararlar kesindir.
Hukuk Genel Kurulu 14.05.1997 gün ve 32/422 sayılı kararında da açıklanan gerekçelerle karar düzeltme de bağlanan aylık nafaka miktarının gözetileceğini açıklamıştır. Benimsenen bu ilkeler doğrultusunda gerek temyiz, gerekse karar düzeltmeler de üst sınır aylık nafaka miktarıyla belirlenmelidir.
Somut olayda dava Medeni Kanunun 315. maddesine dayanılarak açılmıştır. Davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı yoktur. Davalılardan herbiri için hüküm altına alınan miktar 10.000.000.- lirayı aşmadığından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/2. maddesi gereğince temyiz edilebilme sınırı altında kalan nafaka takdirine ilişkin karar kesindir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle miktarı itibariyle kesin hükme yöneltilen temyiz dilekçesinin REDDİNE, oybirliğiyle karar verildi.20.2.1998
Full & Egal Universal Law Academy