(743 S. K. m. 612) (818 S. K. m. 11, 13, 237)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle, duruşma için tayin olunan bugün "temyiz edenler vekili avukat R.S. geldi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Miras bırakan M.AK. 3.6.1986'da ölmüş, mirasçı olarak annesi f., kardeşler M., E., M. ve B. kalmışlardır. (Üsküdar 2. Sulh Hakimliği'nin 9.10.1986 tarih, 879/204 sayılı mirasçılık belgesi.) Bunlardan M. de 22.5.1996 tarihinde ölerek eşi B. ve çocukları B., Y. kalmıştır (Üsküdar Sulh Hakimliği'nin 17.6.1996 tarih, 383/434 sayılı karar).
Mirasçılardan F.K. 22.10.1986 tarihli düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi adı altında (Üsküdar 3. Noterliği'nden düzenlediği belge ile) M. A.K. adına kayıtlı Ümraniye Köyü paf. 40, ada 43 ve 25 nolu parseldeki miras hak ve hisselerinin tamamını M.K. lehine bütün hak ve vecibeleriyle ivazsız olarak gayri kabili rücu olarak feragat ettiğini.... mezkur gayrimenkulünde hiç bir şekilde mirasçı olarak ve hissedar olarak alakasının olmadığını..... M.K. adına tapuya tescil edilmesini..... anlatmış ve iradesini bu şekilde açıklamıştır.
Kendisi yönünden borçlandırıcı işlem yapan F., oğlu ve miras bırakanı olan M.A.dan kendisine geçen ve yukarıda belirtilen taşınmazdaki miras payını davacıların miras bırakanı M. ye devir etmeyi amaçlamıştır. Kullanılan sözler mirastan feragatı anlamakta ise de amaç miras payının devridir.
Bu nedenle somut olayın Medeni Kanun'un 612. maddesinin öngördüğü yasal çerçeve içinde değerlendirilmesi gerekir. Medeni Kanun'un belirtilen maddesi, açılmış bir terekedeki miras payının devri için yazılı irade beyanını yeterli görmüştür. Anılan yasal kural sözleşmeden bahsetmektedir. Geçerli bir sözleşmenin varlığı kural olarak iki tarafın irade açıklamalarının bulunması ve sözleşmede birleşmiş olmasıyla mümkündür. Bu husus genel kuraldır. Borçlar Kanunu'nun 13. maddesi "yazılı olması gereken sözleşmelerde, borç yüklenenlerin irade açıklamalarını imzalarıyla doğrulamış olunmasını geçerlilik için yeterli kabul etmiştir.
Borç altına giren F. miras payını davacıların miras bırakanlarına karşılıksız olarak devir etmiş, alacaklı herhangi bir borç yüklenmemiştir.
O halde miras payını devir edenin yazılı sözleşmedeki imzası yeterlidir. Alacaklının sözleşmeye katılmamış olması, hukuki geçerliliği etkilemez.
Belirtilen nedenlerle maddi olayın miras payının devrine ilişkin irade açıklaması olarak değerlendirilerek davanın bu çerçeve içinde incelenmesi, sonucuna uygun hüküm kurulması yerine maddi olayın mirastan feragat sözleşmesi olarak yorumlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, duruşma için takdir olunan yirmi milyon lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, 14.4.1998 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.*
KARŞI OY:
Miras bırakan tapulu taşınmazı davacıların murisine tek yönlü yazılı bir irade açıklamasıyla bağışlamıştır.
Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi uyarınca bu bağış, tapu siciline kayıt edilmediğinden geçerlilik kazanmamıştır. Davacılar bu işleme istinaden gayrimenkulün mülkiyetini isteyemezler. Ancak:
Miras paylarının geçirimi için mirasçıların birbirleriyle yapacağı sözleşmeler yazılı olması şartıyla geçerlidir (MK mad. 612).
Belirli bir hukuki sonucu doğurmaya yönelik, karşılıklı ve biri değerine uygun irade açıklamalarından oluşan hukuki işlem sözleşmedir.
Bu tanıma göre sözleşmenin oluşması için:
a) Sözleşmenin esaslı öğeleri üzerinde anlaşma,
b) Aynı hukuki sonuca yönelik olmak üzere birleşen uygun irade açıklamasının bulunması gerekir. Bir başka anlatımla bir sözleşmeden söz edilebilmesi için en az iki kişinin belirli bir konuda birbirlerine yönelik hukuki sonuç amaçlayan irade açıklamasının varlığı aranır.
Olaya değinen Medeni Kanunu'nun 621/1. maddesi sözleşmeden söz ettiğine göre açılmış miras payının devrinde yukarıda belirtilen sözleşme koşullarının bulunması gerekir. Tek taraflı irade açıklaması ile oluşan hukuki işlemler sözleşme niteliğinde olmadığından, miras payının temlikine elverişli değildir. Yasaların emrettiği şeklin kapsam ve etki derecesi hakkında başkaca bir kural konulmamış ise, sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmış olmadıkça geçerlilik kazanamaz (BK mad. 11). Borçlar Kanunu düzenlendiği şekil koşulu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 288. maddesiyle öngörüldüğü gibi kanıtlama koşulu olmayıp, sözleşmenin geçerlilik koşuludur. Yasaların belirttiği şekil koşuluna uyulmamış olması işlemi hükümsüz kılar (mutlak butlan). Bunun sonuçlarına göre sözleşme başlangıcından beri geçersizdir. Zaman aşımına uğramaz. Hakim geçersizliği doğrudan gözetir. Geçersiz sözleşme tarafların onayı ile dahi geçerlilik kazanamaz (şekil koşuluna uygun bir sözleşme ile onay ayrık olmak üzere). Geçersiz usul açısından bir def'i değil itirazdır.
22.10.1986 tarihinde yapılan mirastan feragat sözleşmesi başlıklı belgede 40 ada, 25 parselin davacıların murisine verilmesi kabul edilmiş ise de, miras payının devri tek yönlü bir irade açıklamasına dayanmaktadır. Bu durumda tek yanlı irade açıklamasının bir sözleşmede bulunması gereken geçerlilik koşullarını taşıdığı söylenemez. Zira bu irade açıklaması sözleşmenin kurucu öğesi olan karşılıklı irade açıklaması ilkesinden yoksundur. Bu haliyle dayanılan belge bir sözleşme olmayıp, sadece hukuki sonuç doğurmayan bir irade açıklamasıdır. Davacıların Medeni Kanun'un 2. maddesiyle öngörülen iyi niyet kurallarından yararlanma olanağı da bulunmamaktadır. Davanın reddi bu sebeplerle doğrudur. Karar onanmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy