(743 S. K. m. 5, 290, 291, 293, 294) (1086 S. K. m. 75) (818 S. K. m. 31)
Dava: Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin 25.2.1998 gün ve 644-2151 sayılı ilamiyla onanmasına karar verilmişti. Adı geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Medeni Kanunun 290. maddesi, nesebi sahih olmayan çocuğun anası,onu doğuran kadın olduğunu, babasının tanıma veya bir hüküm ile belirleneceğini hükme bağlamıştır. Evlilik dışında doğan çocuk kural olarak babası tarafından tanınabilir. Babanın ölmesi yahut temyiz kudretini devamlı olarak yitirmesi halinde babanın babası tarafından da tanınabilir. (MK.m.291). Diğer mirascıların bu hakkı kullanmalarına imkan bulunmamaktadır. Tanıma sonucu yeni bir nesep bağı oluşmaz. Mevcut olan ilişki açığa vurulmuş olur. Tanımanın hüküm ifade edebilmesi için çocuğun veya ananın kabulünede gerek yoktur. İşlem tek taraflı ve yenilik doğurucu olup, hükmünü çocuğun ana rahmine düştüğü tarihe kadar geriye yürütür. Tanıma resmi senetle, yahut ölüme bağlı bir tasarrufla yapılır. (MK.m.291/2,NK.m.89)
Tanımaya, ana, çocuk, çocuğun ölmesi halinde onun mirascıları, diğer ilgililer ve Cumhuriyet savcısı itiraz edebilirler.(MK.m.293,294)İtiraz sebepleri tahdididir, itiraz eden; tanıyanın baba veya büyükbaba olmadığını, tanımanın çocuğun zararına olduğunu ve tanımanın yasal yönden yasak olduğunu ispatlaması gerekmektedir. (MK.m.293) Görüldüğü gibi babanın tanımaya itiraz hakkı yoktur. Tanıma işlemini yapan baba üçüncü şahıs olarak kabuledilemez. (MK.m.294)
Bu açıklamalara rağmen, sözleşmenin meydana gelmesine, hükümlerine ve düşme sebeplerine ilişkin Borçlar Hukuku bölümünde yer alan kurallar, medeni hukukun diğer kısımlarında da uygulanır. (MK.m.5) O halde Borçlar Kanunundaki hata, hile ve ikrah gibi iradeyi sakatlıyan hususlar tanımada da uygulanacaktır. Diğer bir anlatımla tanıyanda hata, hile, ikrah sebebine dayanarak dava açabilecektir. Davada; Medeni Kanunun 294. maddesindeki üç aylık değil Borçlar Kanunun 31/1 maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olacaktır.
Davacı hata, hile ve ikrak nedenine dayanarak, tanımanın iptaline karar verilmesini istemiştir. Borçlar Yasasının değişik hükümlerinde yer alan bu kurallar birbirleriyle bağdaştırılamaz. Mahkemce yapılacak iş; davacıdan bunlardan hangisine dayandığını sorup açıklattırmak (HUMK.m.75) delilleri bu çercevede değerlendirmek ve hasıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Bu yönün gözetilmemesi isabetsizdir. İşin temyiz incelemesi sırasında açıklanan yönlerin gözden kaçtığı ve hükmün onandığı görülmekle, davacının karar düzeltme isteğinin kabulüne, dairemizin onama kararının kaldırılmasına, ve hükmün yazılı gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 440-442. maddeleri uyarınca, davacının karar düzeltme isteğinin kabulüne, dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 8.6.1998
Full & Egal Universal Law Academy