(743 S. K. m. 134, 143)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.3.1997 gün e 1996/272 E - 1997/164 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.9.1997 gün ve 1997/8122 - 9138 sayılı ilamı;
(... 1- Medeni Kanun'un 134/son maddesini şartları gerçekleşmiştir. Tahkikatta herhangi bir eksiklik yoktur. Bu nedenle boşanma kararı doğrudur. Öte yandan dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle Kanuni gerektirici sebeplere ve özelikle davacının davalının şahsiyet haklarında tecavüz teşkil eden bir söz ve davranışının bulunmadığının anlaşılmasına, salt boşanmanın manevi tazminatı gerektirmeyeceğine; davacının zabıta tahkikatı ile belirlenen içtimai ve mali durumunun aksine davalı tarafça ir delil getirilmemiş bulunmasına göre, davalınn aşağıdaki bendin kapsımı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Boşanmaya yol açan fiili ayrılığa, davacı kocanın 7 - 8 senedir eşi ve çocuklarıyla ilgilenmemesi ve onları arayıp sormaması sebebiyet verdiğine göre boşanmada koca kabahatlidir. Daha önce kocanın açtığı ve reddedilen dava ile kadının kusursuzluğu sabittir. Davalının herhangi bir kusuru gerçekleşmemiştir. Davalı en az Medeni Kanun'un kocaya yüklendiği görevlerin kendisine sağladığı yararlardan yoksun kalmıştır. Bu durumda davalı kadın için uygun miktarda maddi tazminata karar verilmesi gerekirken maddi tazminat isteminin reddi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.3.1992 gün ve 1991/156 Esas ve 1992/153 sayılı kararı ile davacı kocanın kusurlu davalı eşinin ise kusursuz bulunması nedeni ile davanın red olunduğu ve 6.1.1993 tarihinde hükmün kesinleştiği görülmüştür. İş bu dava M.K.'nun 143/son maddesine dayanmaktadır.
Medeni Yasa'nın 143/1 maddesine dayalı tazminatın ancak "kabahatli olan taraftan istenebileceği açıktır". Öncelikle belirtelimki, az yukarıda açıklanan dava ile kadının kusursuzluğu kesinleşmiş bulunmaktadır. Bunun yanında, dosyadaki bilgi ve belgeler ile delillerin somut verilerinden,
Davacı kocanın 7 - 8 senedir eşi ve çocuklarıyla ilgilenmediği onlarla ilişkisini kestiği böylece boşanmada kocanın tabahatlı davalı kaldının ise kusursuz olduğu gerçekleşmiştir. Bu durumda evlilik birliğinin devam etmesi halinde davalı kusursuz eşin faydalanabileceği olanaklardan boşanma nedeni ile yoksun kaldığında kuşku ve duraksamaya yer bulunmamaktadır. Diger bir anlatımla davalı en az Medeni Kanun'un kocaya yüklediği görevlerin kendisine sağladığı yararlardan yoksun kalmıştır.
Hal böyle olunca, MK. 143/1 maddesindeki koşulların davalı yararına doğduğu kabul edilmeli, davalı kadın için uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmelidir.
Yerel Mahkemece açıklanan yasal kural gözetilmeksizin delillerin takdirinde hataya düşülerek Özel Daire'nin Bozmasına uyulmak yerine direnme kararı verilmesi Usule ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 30.9.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy