(743 S. K. m. 134, 143, 144) (1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesine göre ancak kesin hüküm oluşturan veya kesinleşmiş kararlara karşı kanun yararına bozma istenebilir. Somut olayda boşanma kararı ile birlikte velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası ile ilgili karar verilmemiş ise de bu konularda her zaman talepte bulunulması mümkün olduğundan kesin hüküm oluşturmaz. Bu sebeple kanun yararına bozma isteğinin reddi gerekmiştir.
Sonuç: Gösterilen sebeple kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 24.6.1998 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Medeni Kanunun değişik 134/3. maddesine göre, boşanma kararının verilmesi için hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerini serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişikliği yapabilir.
Temyiz edilen karar dosyasına göre tarafların üç çocuğu olduğu halde iki çocuk için düzenleme yapılmıştır. Medeni Kanunun 143/3. maddesi şartları oluşmamıştır. Velayet ve nafaka ve şahsi ilişki yönünden sonraki oluşan şartlara ve yeni durumlarına göre Medeni Kanunun 149. maddesi gereği karar alınabilmesi bu kararın kesin olmadığını göstermez. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesi hükmünce temyiz edilen karar yürürlükteki kanuna aykırıdır. Yazılı emir gibi hükmün bozulması düşüncesindeyim.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece tarafların Medeni Yasa'nın 134/3. maddeleri gereğince boşanmalarına karar verilmiş, bu hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Oysa nüfus kayıtlarının tetkikinde tarafların G.K. isminde 27.11.1981 doğumlu çocuklarının da olduğu dava dilekçesinde bu çocuk içinde velayet hakkının düzenlenmesi ve iştirak nafakası istenmiştir. Buna rağmen bu çocuk hakkında velayet şahsi ilişki düzenlenmesi yapılmamış nafakada takdir ve tayin edilmemiştir.
Medeni Yasanın 134/3. maddesi koşulları çocukların durumu yönünden açıklanan nedenlerle eksik kaldığından oluşmamış ancak hüküm taraflara temyiz edilmediğinden yukarıda açıklanan nedenlerle kesinleşmiştir.
Hüküm niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı olduğundan Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 427/6. maddesi koşlları oluşmuştur.
Yazılı emir isteğinin kabulü ile boşanma sırasında mevcut olan G.'nin velayet hakkı düzenlemesi, buna uygun iştirak naıfakası takdir ve şahsi ilişki düzenlenmesi gerekmesi nedeniyle hükmün hukuki sonuçlarının kaldırılmaması koşulu ile hükmün bozulması kanaatiyle değerli çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy