(1086 S. K. m. 240, 427, 428, 429)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 6.10.1998 gününde duruşmayı temyiz eden N. Kaya ve vekili Av. Y. Hatipoğlu ile diğer temyiz eden A. A. Kaya ve vekili Av. N. Deniz geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü.
Tarafların delilleri toplanmadan bu arada gösterdiği tanıkların tümü dinlenmeden karar verilemez. Hakim tüm delilleri hep birlikte değerlendirip bir sonuca varmak zorundadır. Açıkça vazgeçme olmadıkça taraflarının gösterdiği tanıkların dinlenmesinden hakim vazgeçmez. (Y. 2.H.D.nin 28.02.1996 tarihli 873-1824 sayılı kararı) Mahkeme taraflara tanıklarını hazır bulundurma külfetini de yükleyemez, Açıkça vazgeçildiği yönünde bir beyan olmadığı halde taraflardan A. A. Kaya'nın gösterdiği tanıkların tümü dinlenmeden eksik tahkikatla hüküm kurulamaz.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcın yatıranlara geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 27.10.1998
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı tanıkların dinleneceği 16.02.1998 tarihli celsede davacı vekili bir tanığımız hazır dinlensin, diğerleri gelemediler demiş, mahkemece gelen tanık dinlenmiş, diğer tanıkları gelecek celse hazır bulundurması için davacı tarafa mehil verilmiş, 19.03.1998 tarihli celsede davacı vekili karar verilsin demiş. Mahkemece de her iki tarafın davası kabul edilmiş ve boşanmaya karar verilmiştir. Davacı vekili Şahit A.'ün dinlenmemesini temyize getirmiş ve bu tanığın mahkeme koridorunda hazır olmasına rağmen mahkemece dinlenmediğini bildirmiştir. Ancak duruşma zabıtnamesinde böyle bir durum yoktur. Davacı vekili son celsede karar verilsin demekle, bu tanığın dinlenmesinden vazgeçmiş sayılır.
Kaldı ki diğer tanığın dinlenilmediği yolunda bir temyiz de yoktur.
Dava Avukatla takip edilmektedir. Davacı vekili davetiye tebliğine rağmen gelmeyen tanıkları ihzar talebinde de bulunmamıştır
O halde usul yönünden olan bu temyiz talebinin reddi ile işin esasının incelenmesi gerekir.
Açıklanan gerekçe ile sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy