(743 S. K. m. 134, 137, 138)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava. Medeni Kanunun 137/1. maddesinne dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi isteğine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda Medeni Kanunun 138-139. maddeleri gereğince tarafların 1 yıl müddetle ayrılıklarına hükmedilmiş, verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle yapılan inceleme sonunda;
Anayasa'nın 141/3. maddesi gereğince " mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır." Medeni Kanunun 138/3. maddesine göre dava ve istek boşanmaya ilişkin olmasına rağmen "karı- kocanın barışmaları ihtimali bulunduğu takdirde ", Hakim ayrılığa karar verilebilir. Bu durumda, davacı mutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığını kanıtlamış olsa bile, Hakim barışma ihtimalini gördüğü takdirde boşanma yerine ayrılığa hükmedilebilecetir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne (Y.2.H.D.nin 2.5.1983 T. 3790-3886 sayılı kararı), ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine (Y.2.H.D.nin 10.3.1986 T.2260-2507 sayılı kararı) ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna (Y.2.H.D.nin 27.2.1988 T.177-2118 sayılı kararı) ilişkin hakimin takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğu ve son derece isabetli kulanılması gerekmektedir. Eşlerin barışma ihtimali, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam ihtimale dayandırılması, hatta barışma ihtimali varlığı bir tarafın ikrarından yada hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özetle barışma ihtimali kuvvetli bulunmalıdır. Zayıf bir ihtimal yeterli değildir.
Bu konuda bir takdire ulaşılırken dosyaya ugun dayanaklar gösterilmeli (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3.7.1978 tarihli 5-6 sayılı kararı gerekçesi) boşanma nedeninin ve geçimsizliğini asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, mücerret bir barışma ihtimalilinin dışında eşlerin sosyal ve kültürel durummarı değerlendirilmelidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun bir süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden bir araya gelme ihtimalini ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir.
Nihayet Hakim kararının da barışma ihtimalinin varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri, kanun yolu denetmin olanak verecek açıklıkta göstermelidir. (Anayasa Md. 141/3 HUMK. 388) Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuka uygun nisbileştirilebilir. Nisbi boşanma sebebinde de taktir hakkı Anayasa ve Kanun çerçeverisinde kullanılmış olur. (Y.2.H.D.nin 26.11.1974 T. 7661-7349 S.kararı)
Somut olaya gelince; Davacı koca davalı kadını sık sık evi terk ettiğini ailevi görevlerini yerine getirmediğini, davacının onur ve gururunu hiçe saydığını ileri sürerek boşanma istemektedir.Dinlenen tanık beyanından davalının davacı kocasını dinlemediğini, sık sık evi terk ettiğini davalının annesinin ben size muska yaptırdım gelip bunu yemeniz lazım demesi üzerine davacı kocanın ben böyle şeylere inanmam demesine rağmen, ben gidip muskayı yiyeceğim dediği, davacının gidemezsin demesi üzerine sen kim oluyorsun deyip otobüse binip annesinin evine gittiği, davacının annesine de pis kadın, sen boşanmışsın oğlunuda boşaltmak istiyorsan, oğlunla sen yat dediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda taraflar arasındaki evlilik birliği temelinden sarsılmış ve Medeni Kanunun 134/1. maddesi şartları oluşmuştur.Medeni Kanunun 138/3. maddesi gereğince tarafların barışma ihtimalini gösterir dosyada bir delil yoktur.O halde boşanmaya karar verilmesi gerekirken, Hukuk usulü Muhakemelri Kanunun 388. maddesinde yer alan kurallara aykırı bir biçimde hiçbir gerekçe gösterilmeden ayrılığa hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 8.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy