(743 S. K. m. 298, 301)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çocuğa velayeten anne tarafından açılmıştır. Evlilik dışında doğan çocuk üzerinde ananın velayet hakkı ve bunun sonucunda temsil hak ve yetkisi bulunmamaktadır.
Bu bakımdan Medeni Kanunun 298. maddesi ile evlilik birliği dışında doğan çocuklara kayyım tayini zorunlu görülmüştür. İşte bu sebeple de açılan davaya çocuğu temsilen katılması için kayyım tayin ettirilmesi, onun huzuru ile yargılamaya devam edilmesi ve gösterdiği takdirde kayyımın da delillerinin toplanması, bütün deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Diğer taraftan, babalık davaları kamu düzeni ile doğrudan ilgili olup, irs ve nesep ilişkisinin kuşkuya yer bırakmayacak (M.K. md. 301) nispette açığa çıkarılması halinde kabul edilebilir. Mahkemece kan ve doku testleri yaptırılmaksızın, tanık beyanı ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA 22.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy